Siz bu yazıyı okurken muhtemelen AK Parti’nin MYK’sı toplanarak Kongre kararı alacak ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’da bir ay sonra yapılacak olan Kongrede “Genel başkan adayı değilim” şeklinde konuşacak.
03 Kasım 2002 tarihinde Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında iktidara gelen AK Parti’de her ne kadar zaman zaman genel başkanlar değişse de partinin değişmez sahibinin Erdoğan olduğu hemen herkes tarafından kabuk edildi.
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturması ile Partinin başına kimin geleceği tartışırken Dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu’nun aday gösterilmesi ile başlayan süreç bu güne kadar gelmiş oldu.
Ahmet Davutoğlu’nun Genel başkan ve Başbakan olmasından sonra kendi kadrosunu kurmak istemesi ve yeni süreci kendi ekseni etrafından şekillendirmek istemesi bir anda parti içerisinde tepki görürken bu duruma Cumhurbaşkanı Erdoğan’ında kayıtsız kalmadığı anlaşıldı.
İçerisinde bulunduğumuz mayıs ayının ilk gününde yayınlanan “Pelikan Dosyası” isimli bildiri zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu arasında iplerin koptuğunun ve bundan sonra AK Partide hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının da en büyük göstergesiydi.
Türkiye bu karardan sonra bilinmeli ki artık yepyeni bir siyasi mecraya doğru gidiyor, AK Parti bu değişikliğin üzerine önce bir Kongre yapıp arkasından da “Baskın Erken seçime” gittiği takdirde görünen o ki Türkiye 03 Kasım 2002 tarihinde olduğu gibi yeniden iki partili bir noktaya doğru gidecek.
HDP’nin adeta bir terör örgütünün sözcüsü gibi davranması,01 Kasımda 80 milletvekilinden 40 vekile düşmesi sonrası başlayan sıkıntının bir türlü giderilememesi sonucu yapılacak yerel seçimde baraj altında kalmasının çok büyük ihtimal olması yukarıda da belirttiğimiz gibi Türkiye’de iki partili döneme doğru gidileceğinin göstergesidir.
01 Kasım tarihinde yapılan genel seçimde tek başına iktidara gelecek milletvekili sayısını kazanmasına rağmen anayasayı tek başına değiştirecek sayıyı yakalayamayınca hamle üzerine hamle yaparken iş dönüp dolaşıp Erken genel seçime kadar dayandı.
Bu durumdan anladığımız Şudur: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan her ne kadar Cumhurbaşkanlığı makamında bulunsa bile siyaseten gidişata el koymuş ve bir anda Genel başkanlık ve Başbakanlık makamında değişikliğe gitmiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan aklındakileri hayata geçirebildiği takdirde çoktan beri düşündüğü Başkanlık sistemine ilk adımı atacak bunun içinde Türkiye’yi erken genel seçime götürecektir.
AK Partinin Kongresi bu ayın son haftasında yapılacak, Kongreye mevcut başbakan Davutoğlu’nun katılmayacağı ve yola başka bir isim ile devam edileceği artık kesinleşti gibi, AK Partide ikinci Olağanüstü Kongre kararı alınırken MHP’nin Olağanüstü kongre yapmamaya direnmesi aslında geldiğimiz noktanın da izaha muhtaç olacağını gösteriyor.
Türkiye’nin siyaseten gideceği noktanın belirlenmesinde AK Partinin bugünden itibaren atacağı adımların çok büyük önemi bulunmaktadır, Anayasayı değiştirmek, Rejimi değiştirmek için atılacak adımlar umarız Türk milletinin faydasına olur.
Gelişmeleri bizde herkes gibi yakından izliyoruz, Türkiye’nin var olan sıkıntılardan kurtulması adına atılacak adımlar milletimizin faydasına olup olmayacağını da bundan sonra yine yaşayacak öğreneceğiz.