Başkanlık Sistemi


Çok uzun süreli projelere ihtiyacımız var.

Son yüzyılımız çabucak geçmiş…

Aytmatov’un dediği şeyi aslında hepimiz yaşamışızdır. ‘Gün olur asra bedel’ der.

Gün olur yüzyıl kadar uzar. Gün olur yüzyıl kadar çabuk geçer.’

Daha ABD kurulma aşamasında yani 1680’li yıllarda. Tarsus, Beyrut, Harput, Merzifon da okullar kuruluyor. Eğitim faaliyetlerine başlanıyor. Eğitimin ne kadar önemli olduğu sonradan ortaya çıkıyor.

 1750’lere gelince 400’den fazla eğitim faaliyetinde bulunan kuruluşları var. Bu arada Grogeryan Ermenileri de (Ortodokslar) Katolik yapmak için zorluyorlar.

Ermenilerin büyük kısmı buna direniyor.

Günümüze geldiğimizde bu okullardan yetişen insanların ülke yönetiminde söz sahibi olduklarını görüyoruz.

Bunun için uzun vadeli projelere ihtiyacımız var. Okullar da bizi 3000’li yıllara taşıyacak eğitim faaliyetlerine süratle başlamamız lazım.

Osmanlıca eğitimini başlatmakla büyük bir adım atılmıştır.

Tarihin derinliklerinde bulunan kaynakları daha iyi okuyup anlamamız mümkün olacaktır.

Ayrıca daha 300 yıllık Amerika’nın nasıl olup da dünyaya hakimiyet kurduğunu incelemek lazımdır. Kurmuş olduğu yönetim sistemini anlamaya çalışmak, hatalarını ve iyi yönlerini değerlendirip, varsa iyi yönlerini almak yoksa ondan daha iyi bir sistem kurmamız gerekmektedir.

Madem ki  ‘Alemin nizamlı geleceğinden geliyoruz’ en iyiyi bizim bulmamız gerekmez mi?

Yıllardır üzerimize serpilmiş ölü toprağından silkinmek ve kendimizi bulmak zorundayız.

Başkanlık sistemi aslında çokta yabancı olmadığımız bir sistem.

Zaten mevcut belediyeler de yürürlüktedir. Belediye Başkanı ve Meclisi varken, başkanlıkla yönetilirken, başkanlığa karşı olmanın mantığını da anlamış değilim.

Bizim muhalefetimiz düşünmeden konuşuyor.

Örneğin; Güney Kore’de Seul’da bir nehrin üzerinde, kenti iki yakaya ayıran tam 17 tonda boğaz köprüsü mevcutken, İstanbul Boğazına köprü yaptırmam zihniyeti, kısır bir döngüden başka bir şey değildir.

Başkanlık sistemine de bir an önce geçilmelidir.