Olmayada devam edecektir...
Bundan doğalda birşey yoktur...
İnsanlar istemedikleri ya da beğenmedikleri şeyleri protesto etme hakkına sahiptir...
Zira bu hak Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde Anayasa ile korunmaktadır.
Bakınız Anayasamızın 34. maddesi nediyor...
"Madde 34. - Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir."
İşte Anayasa'da protesto hakkı ile ilgili madde bu madde...
34. Maddedende anlaşılacağı üzere, düzgün bir şekilde silahsız ve saldırısız olarak protesto eden insanlara müdehale etmek, onları göz altına almak Anayasal bir suçtur...
Şimdi tüm bunları neden yazdığım noktasına gelelim...
Bakınız İlimizde bugün dün neler yaşandı...
"Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) ve İzmit Belediyesi’nin düzenlediği programda, TBMM Anayasa Komisyonu eski Başkanı ve İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Burhan Kuzu “Başkanlık Sistemi ve Yeni Anayasa” konulu konferans verdi. Konferans sırasında dışarıda eylem yapan Öğrenci Kolektifleri üyesi 17 genç gözaltına alındı."
İşte durum bu...
İnsanları protesto haklarından alıkoymak kanaatimce ve de Anayasa'da yer aldığınca doğru bir hareket değil...
İnsanların Anayasal bir hakkını kullanması noktasında protestocuları göz altına almanın doğru bir yanı olmadığı kanaati ve düşüncesindeyim...
İnsanlar, "fabrikasyon" bir ürün falan değil...
İnsanların düşünme ve karar verme yetisi var..
Bu yeti doğrultusunda, herkes herkesi ya da herşeyi beğenmek, istemek zorunda falan değil...
Sırf karşı görüşleri var ya da seninle aynı görüşü paylaşmadığı için insanların göz altına alınarak Anayasal hakkını kullanmasını engellemek ne kadar doğru?
İnsanoğlu, tornadan çıkmış falan değildir...
Herkes dilediğini düşünür, yazar ve bunu dile getirir...
Zira bu durumda Anayasamızın 25. ve 26. maddeleri gereğince garanti altındadır...
Bakınız Anayasa'nın 25. ve 26. maddeleri ne diyor?
"VII. Düşünce ve kanaat hürriyeti
MADDE 25. – Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.
VIII. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti
MADDE 26. – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/9 md.) Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
(Üçüncü fıkra mülga: 3.10.2001-4709/9 md.)
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
(Ek: 3.10.2001-4709/9 md.) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."
Sonuç olarak, Anayasa ile güvence altına alınmış olan hakların engellenmesi ve bu hakların kullanımının kısıtlanarak insanların sırf Anayasal haklarını kullanmasından dolayı göz altına alınmasının doğru olmadığı kanaati ve düşüncesindeyim...
KALIN SAĞLICAKLA...