Deli Hamit

Bana kızmaz, küsmez, darılmaz, kırılmaz, gücenmez. Tam 24 yıl önce bana Kıbrıs seyahati dönüşünde bir saat getirmişti. Hala yepyeni durur. İade etsem yeri var. Tarihi eser olacak neredeyse. Deli Hamit diye kayıtlıdır telefon rehberimde. Pek akıllı sayılmaz. Akıllı olduğu söylenemez. Beni sever güvenir.
***
Tek kişilik bir ordudur Hamit.
***                                                                                                                                                                                                         
Fakir fukaraya üç tır yiyecek lazım Hamit gider ekşir, asılır, yapışır, bıkmak usanmak, yılgınlık nedir bilmez, alacağını alır. İhtiyaç sahiplerine dağıtsın diye getirir emin birisine bırakır gider.                                                                                                                                                                                     
Hamit ‘Kocaeli ilinde evler tek tek gezilecek’ de bir ev bırakmaz gezer. Kimse kızmaz fena davranmaz gülümserler sadece.                                                                                                                                                                 
Hamit Ağrı Patnos’ta fukara biri var de ertesi gün çalan telefonda Ağrı’dadır Hamit.
***                                                                                                                                                                                              
Tam tarihini hatırlayamadım. Kıbrıs Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş sağ o zaman. Bir yerde karşılaşmıştık. Seni Kıbrıs cumhurbaşkanıyla görüştüreyim mi demişti, bende hadi oradan Hamit demiştim. Fazla abartıyorsun.
Bir ay kadar sonra bir gün telefonum çaldı; Hamit telefonda; seninle Rauf Denktaş bey görüşmek istiyor dedi. İnanmadım ama sesinden tanıdım telefondaki Rauf Bey. ‘Merhaba’ dedi Kıbrıs şivesiyle bana. Merhaba sayın cumhurbaşkanım dedim. Hamit Bey arkadaşınızmış size söz vermiş dedi ondan aradım halinizi hatırınızı sorayım dedi. Ben de şok tabi. Konuştuk bir süre.
***
Hamit bir gün yanımda cesaretlenip bir ilçe belediye başkanına şu işi yapmazsan ‘senin bacaklarını kırarım’ dedi. Bir çocuk parkı işiydi sanırım. Belediye başkanı hemen bacaklarını topladı. Çok gülmüştüm belediye başkanının tırsıyıp bacaklarını toplamasına.
Belediye başkanı arkadaşı olan diğer belediye başkanına durumu söylemiş. O başkanda Hamit i çalıştığı bölümden alıp vidanjörün hortumunu tutma işine vermiş.
***                                                                                                                                                                                                  
 Bir kaç ay sonra Hamit beni buldu. ‘Bıktım dedi hortumu tutmaktan’. Hiç bıkıp usanmayacak adamı bir yılgınlık kaplamış. Yorulup usanmış titriyor. Temiz titiz giyinir Hamit. Vatandaşın kapısını çalınca buyurun beyefendi diyor. Ben rögar kapağını soruyorum. Şaşkın bakıyorlar bana dedi beni kurtar. Gülümsedim bir süre oturduk çay içerken bir plan geldi aklıma. O zamanlar her türlü hinlik aklımızda.
Başbakan yurt dışına çıkıyor yerine vekâleten yaşlı bir milletvekili bakacak.                                                    
 Hamit dedim ara başbakanı durumu anlat o bu işi ancak o çözer. Ya başbakan tınmaz dedi. Hele sen bir ara dedim. Ben ciddi ciddi söyleyince onunda aklı yattı bu işe.                                                                                                                                                                  
Niyetim başbakanlıktan belediye başkanına fırça. Başkanın biraz burnu havada                                                     
 Gerçi kendi aklımda yatmadı kurduğum plana ama tutarsa iyi iş dedim.                                                                                                                                                                           
 Hamit ben ne diyeceğim dedi. Kurdum ezberlettim kendini kısa öz ifade etmeyi. Zulüm görüyorum işte bu bana reva değil Müslümana bu yapılmaz falan.
Hamit bu bir hafta gece gündüz demeden başbakan vekilini arıyor. Sonra bir boşlukta özel kalemde boşa düşüyor, telefonu veriyor başbakan vekiline. Hamit durumu arz ediyor. Başbakan vekili belediye başkanını aratıyor belediye başkanı Hamit beyi temiz bir birime tayin ediyor.
Hamit geldi hallettim dedi işi. Yüzünde büyük zafer kazanmış bir komutan edası. Daha iyi bir bölüme geçtim orada çalışıyorum dedi. Ben hallettim işimi dedi aradım başbakanı anlattım durumu güldüm tabi.
***
Ülkenin her yerini karış karış gezmiştir nerede ne var bilir. Tanımadığı insan yoktur. Hamit Puhaloğlu Küçükyalı da büyüdü. İnsanlara yardım edebilmek içim elinden geleni yapmaya hazır.                                        Biraz yaşlanmış ama enerjisinden hiçbir şey yitirmemiş. Hadi Kırklareli’ne gidelim bir ilçe var otobüsü yok insanların bir otobüs ayarlayalım diyor. Erzincan da bir dağ köyü var cenaze arabası yokmuş gidelim diyor benim cesaretim kalmamış.
***
Şimdi takmış kafaya hayatımda tanıdığım değer verdiğim iki yüz insanı bir araya getireceğim.
Bana bir restoran ayarla ödemesini de hallet. Kayseri’den tanıştığımız bir arkadaşımız var Profesör olmuştur şimdi. Remzi Hocamı başköşeye oturtup konuşturayım diyor.
***
Deli Hamit o. Bu işinde üstesinden gelir bu değişik il ve ilçelerdeki 200 kişiyi ne yapar ne eder bir araya getirir tanıştırır ve birçok dostluk oluşturur.
İki yüz kişinin durumu zor hepsini gına getirip tamam diyene kadar arar artık.