Garip Bir Pazar

"garip bir pazara batan kentin ışıkları, bulanık bakıyordu akşam yanığı gözlerime" 

Garip bir pazardı, şubat bitiyor derken hayırlısıyla; bu ay, yinelenen oyununu oynuyor ve ataları haklamaya çalışıyordu dert yumağını sararken başımıza.

Ama ben ne marttan bahsetmek istiyorum ne de dertlerinden bu gün, benim derdim de bunlar hiç değil zaten, yine yorgun bir haftanın artığı tatil gününü tembelliğimle boğmaya çalışırken, arada çevirdiğim dergi ve kitap sayfalarından belleğime güncel bilgiler aktarımını sürdürmeyi de ihmal etmiyordum, elimdeki zap aletiyle tembellik kutumun görüntü karmaşalarında gezinirken.

Sırtımda yatmaktan oluşmuş kas ağrılarına bir hap iyi gider deyip böbreklerimin süzgecine minosetimi yolluyorum, ağırbaşlı bir bardak suyun eşliğinde. Benim derdim bunlar mı sanki ne diye bunları yazıyorum ki size...

Bir kaç kayıp dizeyi yuvarlamak varken, monoton hayatımın satır aralarını sıralıyorum utanmadan. Garip bir pazardı oysa bu gün ve ben bu güne batan kentin ışıklarına bulanık bakıyordum, akşam yanığı gözlerimle. Ansızın hatırlıyorum uzun süredir gün batımlarına şiir yazmadığımı, şehrin parıldayan ışıkları köreltmişti içsel bakışlarımı.

Ve geceler yalnızlıklara çıkıyordu hala burada, bu sokakta bir ben kalıyordum karanlığa ortak. Sırlarımla sıkılıyordu klavyenin tuşları, dil ayarlarıyla oynayıp fransızca yazmaya başlıyordum, şimdi rahatlamıştı gece ve yıldızlara daha rahat uzanılırdı sanki bu evin penceresinden, hele bir de sen yoksan perdenin deseninde, daha güzel elbiseler biçilirdi kumaşından mavinin.

Garip bir pazar gerçekten, az sonra kapı çalacakmış gibi heyecanlanıyorum, yalnızdım oysa bu pazar ve her pazar, sen yoksun diye sokaklar daha az kirleniyor bu şehirde. Canım benim...

"BIRAK BENİ

git, bırak beni buralarda
dünyanın en sitemkar yabancısıyla başbaşa
kendimle bırak beni
bir avuç deniz suyunun tuzuna
geceye bırak...

git, bırak beni buralarda
yabancı ve yalancı hayatların kucağına
o büyük boşluğa bırak
yıldızların baş döndüren ritmine
şarkılara bırak...

git, bırak beni buralarda
acımasız şehrin bomboş meydanına
gözlerinin ağlamasına bırak
bırak, bırak beni
kendime bırak...