Görme Engelliler

 Üzerinden tam bir ay geçti.
Onlar her zaman olduğu gibi engelli vatandaşları şimdi de unuttular.
Engelliler haftası birkaç gündü bitti, şovlar sona erdi. Geride tekerlekli sandalyesi bile olmayan bir yığın insan kaldı. Sokağa çıktığınızda kaç engelliyle karşılaşıyorsunuz? Suçlu biz insanlarız. Şimdi en azından yılda bir değil de ayda bir unutmayalım, hatırlayalım.
Çevremizdeki görme engelliler için bir şeyler yapalım. Bu ay görme engelliler için bir şeyler yapmak için en azından çaba gösterelim.
Hiç ya da tek tük. Tam 8 milyon 500 bin engellimiz var. Yani her 9 kişiden biri engelli!
Nerede bu insanlar?
Birçoğumuzun haberi bile yok. Onlara engel olan biz miyiz diye düşündüğümde oluyor?! Kapatıyoruz onları karanlık duvar arkalarına.
1809 yılında Fransa da doğan Luis Braille 1828 yılında görme engelliler için kabartma noktalardan oluşan bir alfabe oluşturmuş ve görme engelli insanlar bu şekilde okumaya başlamış. Ve bugüne kadar da Luis Braille’nin katkılarıyla görmeyen gözler okuyabiliyorlar.
Ülkemizde 16 adet körler okulu bulunmaktadır. Bu kesimden görme engelliler için sesli bilgiler hazırlayan sağlık kuruluşları hastaneler de var. Bunlar güzel şeyler.
Görmediği halde birçok şeyler yapabilen insanlar var. Eşref Armağan da bunlardan biri.  O çok ünlü bir ressam. Gözleri görmediği halde yapmış olduğu resimler görenleri şaşkına çeviriyor. Kullandığı renkler ve desenlerle müthiş tablolar ortaya çıkarıyor. Eşref Armağan’da görme engellilerin bambaşka bir boyutu var. Müthiş resimler yapan ve insanları şaşkına uğratan adeta parmaklarıyla gören adam Eşref Armağan!
Bir de madde ve mana gözüyle görmekte var bu âlemde. Bakıp ta görememek var, göremeden bakmakta! Mesele dünya gözüyle görememekte değil aslında! Nice görme engelli kardeşlerimiz var yukarı da örneklerini verdiğimiz ve hatta sayfalar dolusu verebileceğimiz! Bazen öyle güzel, öyle farklı, öyle orijinal şeylere imza atıyorlar ki insanın hayret etmekten hatta hayran olmaktan başka yapacağı bir şey olmuyor!
 Demek ki sadece dünya gözüyle her şey bitmiyor ve demek ki insana biraz gönül gözü lazım!
 Allah insan da bir organı imtihana tuttuğunda ona kat be kat kimselerde olmayan cesareti, yiğitliği, dürüstlüğü, samimiyeti, yeteneği ve orijinalliği de vermiş oluyor! Bunlara sizler de mutlaka şahit olmuşsunuzdur! Bu nedenle bu kardeşlerimize kol kanat germek, onlara yardımcı olmak, onları sevindirmek ve yılda sadece bir günü değil olabildiğince her günü onlarla geçirmek için çaba harcamalıyız.
Yazımızı Üstad Necip Fazıl’ın Çile şiirinde yer verdiği o mana yüklü, o derin mısralarıyla tamamlayalım:
 
 
Nesin sen hakikat olsan da çekil .
                                         Yetiş körlük yetiş takma gözde cam
                                                       **************
                                           Niçin küçülüyor eşya uzakta .
                                           Gözsüz görüyorum rüyada nasıl.”