Hak Geldi Batıl Zail Oldu

Sloganımız eşliğinde; mevsim kışsa, seçim bahara denk gelmişse, sokaklarda öğlen güneşi çıkana kadar, sabah geç saatlerde koşturup dururken, soğuk havadan üşürdük ürperirdik. İkide bir apartmana gir kapıyı çal karşına çıkana Erbakan hocamızın selamı var. Erbakan hocamızdan size selam getirdik. Elimizde artık ne varsa katalog seçim bildirgesi broşür çiçek ki çiçeğimiz kırmızı karanfil olurdu. Bir içeri, bir dışarı ,bir soğuk, bir sıcak hastalanmamak için uğraşır dururduk. Bu karanfilde solcuların çiçeğiydi. Biz başka çiçek dağıtmalıyız diye gizli gizli planlar kurduğumuz zamanlarda olurdu.
*** 
 Bizden biraz daha büyük abiler göğsünüze milli gazete koyun hasta olmazsınız derlerdi.                                                 
İşi daha da ileri götürüp milli gazeteyi suda kaynatıp içsen şifadır her türlü hastalığa iyi gelir derlerdi. Abiler bizce ferasetli büyüklerimizdi. Onlara inanıp milli gazeteyi kaynatıp suyunu içen olmadı çok şükür. Bizim Ali Haydar Bey vallahi ben bilmiyordum şifa olduğunu. Hem ben Milli Gazetede çalışıyorum yeni öğrendim gazetemin suyunun şifa olduğunu derdi.
 ***
Fakat kapısını çalıp rahmetli Erbakan’ın selamını götürdüğümüz hiçbir vatandaşta kötü muamelede bulunmamış yüzünü ekşitmemiştir. Gülümsemeyle bıyık altından ya da gözlük üstünden muzip bakışlarla bizi süzer elimizdekilerini alır hiçbir kötü tavır ya da muamele göstermezlerdi. Demek ki halkın tamamının teveccühü vardı hocaya.
***
Seçim sırasında diğer partilerden katılan olurdu. Hevesle listelerde yer almak için koştururlardı.Dolgu malzemeleri olurlardı. Aslında hiçbir Müslümanın hata yapmaması yalan söylememesi lazımken Adamlara yalan söyler ilçe yöneticileri liste sıralarına onları hiç koymazlardı. Parti ileri gelenlerinden artık çok yaşlı milletvekillerine Yakup hoca iki baston bulup dede dede hele alın bunları düşmeyesiniz derdi sırıtarak. Gülüşürdük gizli gizli. İnsanoğlu çok nankördür. Ayet te varmış bu konuda. Yaptıklarıyla söyledikleri bundan olmalı birbirini tutmaz hiç. Ben din ile hiçbir alakası bulunmayan bir insanın bedduaya inanmasını, çok dindar birinin de bedduaya inanmamasını çok manidar bulurum.                                                                                                                                                            
Örnek olması lazım gelen insanların böyle yozlaşması çığırından çıkması dünya malına bu derece bağlanması aklımın almadığı bir konudur. Belki de onlara yetmeyecek korkusu kalplerine vesvese ile verilen bir cezadır.
Haksızlıkta zirve olmaktansa haklılıkta zerre olmayı seçince yetmeyecek korkusunun yerini gözümüzü doldurmaya bir avuç toprak yetecek duygusu ağır basıyor. Daha rahat ediyoruz.
 ***
Neyse şimdi sözüm kışın sokağa çıkmak zorunda olan genç milletvekilleri, bürokratlar, belediye başkanları, meclis üyelerine.                                                                                                                                                  
Yeminle söylüyorum şu bizim Nefes gazetesini atletinizle gömleğinizin arasına koyup çıkın sokağa caddeye soğuğa eğer en ufak bir üşüme hastalık olursa hastane masrafları bizden. Nefes Gazetesi göğsünüzü yumuşatacak göğsünüze vuran soğuk rüzgârı kesecek sizi birçok hastalıktan kurtaracaktır. Terleseniz terinizi çekecek ıslandığında çıkarıp yeni bir nefes gazetesi koyabileceksiniz.                                                                                                                                                                      
Ben Milli gazete kaynatıp suyunu içmeyi ferasetli abilerin sözüne bakıp denemedim. Ama zehir zemberek kış aylarında göğsüme koyduğumda çok faydasını gördüm
Tavsiye ederim.