Hayatı Yazıyorum

 * Şimdi yazıyorum hayatı, sıkıldım yaşamaktan... Yaşamaktan sıkıldık, her şey yoruyor bizi, sıkıyor bunaltıyor, hayatımızı sanki bir cenderedeymiş gibi yaşıyoruz, hep bunalma seanslarına dalıyoruz. Bir çare de bulunamıyor buna, geziyoruz, dolaşıyoruz, sohbet ediyoruz dostlarımızla ama bir yandan aklımız hep sıkıntıda yine de sıkılmaktan geri durmuyoruz. Ben buna çözüm buldum sanki, artık yazıyorum, yaşamaktan sıkıldıkça, hayattan bunaldıkça, köşeme çekiliyor ve yazıyorum, kendimle sohbet ediyorum böylece. Güzel bir çözüm, kendimizle konuşsak deli diyecekler, biz de yazarak delirelim. Aslında o da kendinle bir konuşma biçimi. Bu sağlıklısı galiba…
 
* Ne zaman aşka düşsen adı KAZA olur… Biliyorum böyle değildi bu söz, bilinçli değiştirdim, doğrusu şöyle idi galiba: Ne zaman kazaya düşsen adı AŞK olur. Kaza kelimesini aşk ile değerlendirmek uygun düşüyor mu bilmiyorum ama sanki ikisini de birbirinin yerine kullandığımızda bir anlam kayması olmuyor, sanki eşanlamlı kelimler. Aşk da bir kaza gibi. Ne zaman olacağını kestiremiyorsun, ne zaman aşka tutulacağını bilmiyorsun, kaza anında insanlar nasıl şoka giriyorlarsa aşka düşünce de öyle. Bir süre şokta kalıyorlar, birileri tokat vurup ayıltana kadar. O sebeple aşkta da mantık devre dışı kalıyor, çevrimdışı oluyorsunuz her şeye, varsa yoksa O. Ümit Yaşar’ın Ayten şiirinde de söylediği gibi, ‘hoşuna gitmiyorsa rengi denizlerin, biraz Ayten sürüyorsun güzelleşiyor. Böyledir aşk, her yerde ve herşeyde Ayten’i düşünürsünüz, görürsünüz, hissedersiniz, koklarsınız. Ben böyle olunca aşkın çok da güzel bir şey olduğunu düşünmüyorum aslında, ha şu da var tabii, hayatınızda birkaç defa da olsa aşka tutulmanızı ve bu ruh halini yaşamanızı, deliliği ve çılgınlığı hissetmenizi isterim. Çünkü aşka düşmeyen insanın hayatında monotonluk vardır, sıkıntı vardır, boğulma vardır. Bakın sıkıntıdan çıktık yola ve yolun sonunda yine onunla karşılaştık. Ah hayat, sen nesin ki, koca bir sıkıntı. O zaman işte şu ayet geliyor aklımıza: “Hayat bir oyundan ibarettir.”
Madem öyle gelin gerçek anlamda şenliğe çevirelim hayatımızı, oyun olsun hayat, sıkıntıya mahal bırakmayalım. Böylece Ümit yaşar gibi şu dizeleri sık sık tekrarlamayalım:
“Ona uğramayan gemiler batsın 
Ondan geçmeyen trenler devrilsin 
Onu sevmeyen yürek taş kesilsin 
Kapansın onu görmeyen gözler 
Onu övmeyen diller kurusun 
İki kere iki dört elde var Ayten
Bundan böyle dünyada Aşkın adı Ayten olsun.”