"Jandarma" ABD İş Başında

 ABD dünya üzerinde nereye el atsa orası yerle bir oluyor...
Adamlar, "Irak'a demokrasi getireceğiz" dediler, Irak'ın hali ve durumu gözler önünde...
"Libya'ya özgürlük getireceğiz" dediler Libya'nın hali ortada...
Yani ABD Dünya üzerinde nereye "özgürlük getireceğiz" demiş olsa orası çok geçmeden yerle bir oluyor..
ABD adındaki o ülke, kendisini Dünya'nın jandarması falan sanıyor...
Uzun yıllar boyunca "demokrasi" getirmeyi vaad ettiği yerlerin durumu hepimizce malum...
ABD, Dünya'da nerenin işine isterse burnunu sokabileceği falan gibi bir hak edinmiş kendisinde...
Yahu Ortadoğu nerede, Amerika Kıtası nerede?
Bu iki yerin arasında binlerce kilometre mesafe var...
Adamlar bir kıtadan kalkıyor, diğer bir kıtaya gidiyor, sonra o kıtada ortalığı karıştırıp işine bakıyor...
Her ne hikmetse de ABD nereye giderse gitsin onların tabiriyle nereye "demokrasi" götürürse götürsün, orada mutlaka ama mutlaka ya altın ya da petrol var...
Altın ve petrolün olmadığı hiç bir yere "demokrasi" götürmüyor yani ABD...
Hatta ve hatta göz ucuyla bile bakmıyor petrol ve altın olmayan yerlere, orada ne yaşanıyor, kimler kimleri vuruyor, katlediyor umurunda bile değil Dünya'nın "JANDARMASI" ABD'nin...
ABD'nin çeşitli ülkelere "demokrasi" götürmek dışında en iyi yaptığı şeylerden biriside zaman, zaman bazı ülkelerin işlerine burnunu sokmak...
Bakınız Başkan Obama’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Rice'ın Çavuşoğlu ile yapmış olduğu görüşmenin ardından yapmış olduğu açıklamalarına...
Rice: "Türk hükümetini Türkiye’nin anayasasında yüceltilen evrensel demokratik değerleri muhafaza etmeye çağırıyoruz"
İşte Başkan Obama’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Rice'ın son derece aymazca yaptığı açıklama bu...
Bu açıklamadan kastı geçtiğimiz günlerde iki gazetecinin önce tutuklanması ve ardından, serbest bırakılması...
Basın özgürlüğü elbette ki son derece önemli ve olmazsa olmazı bir ülkenin...
Bunu inkar eden ya da basın özgürlüğünü bir kenara atmak isteyen yok...
O iki gazeteci'nin ya da her hangi bir gazetecinin tutuklanması ve cezaevine girmesi noktasına kanaat olarak son derece karşıyım...
Kesinlikle ve kesinlikle bir gazetecinin cezaevine girmesinin doğru olmadığı hatta büyük hata olduğu fikri ve de düşüncesindeyim...
Benim burada dikkatimi çeken daha doğrusu sinirlerimi zıplatan konu Başkan Obama’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Rice'ın aymazca yapmış olduğu bu açıklama...
ABD'nin Rice'a bu açıklamayı yaptırmasından önce şöyle bir kendi kapısının önüne bakmasını tavsiye ediyorum...
ABD'de özellikle de siyahi ABD vatandaşlarına yapılanları TV ve gazetelerden üzülerek takip ediyoruz...
ABD polisi tarafından öldürülen silahsız siyahi ABD vatandaşlarının yaşadıkları, Irak'a giden ABD askerlerinin burada yedikleri haltlar, bu haltları yedikleri yetmiyormuş gibi bu haltları fotoğraflamak...
Daha ne sayayım ki?
ABD ülkelerin iç işlerine burnunu sokarken ve Anayasa'dan falan bahsederken, kendi ülkelerinde adına ne dediklerini bilmediğim o kanunlarına ne kadar riayet ettiklerini TV ve gazetelerden ziyadesiyle öğreniyoruz...
Bir ülkenin iç işlerine burun sokup o ülkeyi karıştırmaya çalışmak, karıştırmakla kalmayıp o ülkeyi karıştırma hevesinde olanları korumak ve kanatlarının altına almak, adamlığa da delikanlılığa da sığmaz...
"ABD, sen kendi ülkene bak, sen kendi ülkende yapılan insan hakları ihlallerine bak, sen Irak'da askerlerinin yediği haltlara bak, sen ki dünya üzerinde ilk atom bombasını sırf denemek amacıyla kullanan ve binlerce insanın hayatını kaybetmesine, bir o kadarının da uzun yıllar boyunca yaşadıklarına bak, sen ki Vietnam'da katlettiğin insanlara bak, sen ki Nikaragua'da yediğin haltlara bak, sen ki kendi kıtalarında hayatlarını kimselere zarar vermeden sürdüren siyahi insanları zorla topraklarından kopartıp köle olarak kullanmana, bir insanı mal gibi satmana ve o insanlara yıllar boyunca çektirdiğin eziyetlere bak ve sonra Dünya'nın "jandarmalığına" soyun" demek geliyor insanın içinden...