Avdeti ya da diğer adıyla dönmelerin lideri, Sabetay Sevi'yi bugünlere bu şekilde getiren Vani Mehmet Efendi'dir.
O'nun sayesinde Yahudiler sokakta Müslüman evlerinde Yahudi olarak yaşayıp sağ kaldılar.
Sabetay Sevi zeki bir liderdi.
Misyonerlikte çok göze batmaya başladı.
Taraftarları her yanda O'nun Mesih olduğunu hatta bir süre sonra padişahın yerine geçeceğini söylüyorlardı.
Gittiği her yerde O'nu coşkuyla karşılıyorlardı.
Sadrazam Köprülüzade Fazıl Ahmet dedikoduların bu derece ayyuka çıkmasıyla Sabetay Sevi'nin, İstanbul’a getirilip hapsedilmesini emretti.
1666 yılında İstanbul'a getirilen ve tutuklanan Sabetay Sevi'nin ziyaretçileri daha da çoğaldı. Sadrazam Fazıl Ahmet'in sarrafı Sabetay Sevi'nin Çanakkale'ye sürgüne gönderilirse, bu işin durulacağını söylemesi üzerine Çanakkale'ye sürgüne gönderildi.
Fakat burada ziyaretçiler daha da çoğalmıştı. Dört bir yandan Yahudiler Mesih'lerine ziyarete geliyordu. (Bu sırada tahtta 4. Mehmet vardı) Edirne sokaklarında bir çok dedikodu dolaşıyordu. Mesih olduğu için Sabetay Sevi'ye silah işlemediğini, suda boğulmayacağını velhasılı öldürülemeyeceği konuşuluyordu.
Padişah 4.Mehmet huzura getirilmesini emretti. Edirne'ye getirilince halkta meraktan sokağa döküldü. Sabetay Sevi sorguya alındı.
Fazıl Ahmet Paşa Girit'te savaşmakla meşgul olduğundan sorguya Merzifon'lu Mustafa Paşa yanında Şeyhülislam Minkarizade Yahya Efendi, padişahın imamı Vani Efendi ve tercüman olarak ta Yahudi iken Müslüman olan hekim Mustafa Fevzi'yle başladı.
Ama perde arkasında 4.Mehmet olayı gözlüyordu.
Sabetay Sevi'ye gücün varsa mucize göster dediler. Mesih çırılçıplak soyulup okçular tarafından ok yağmuruna tutulacaktı, eğer oklar vücuduna işlemez ise söylediklerine inanılacak ve serbest bırakılacaktı.
Bu teklifi duyan Sabetay Sevi hemen Mesihlikten vazgeçti “Ben basit bir hahamım “dedi “Mesihlik işini bana Yahudiler yakıştırıyorlar” diye kendini savundu.
O'na tek kurtuluş yolunun Müslüman olmasıyla mümkün olacağı teklifi gelince, epeyce zorlandı, “rezil olurum“ diyordu. “Cemaatimin başında zor durumda kalırım” diyordu.
Durum işin içinden çıkılmaz haldeydi. Diğer yandan ölüm korkusu daha ağır basınca teklifi kabul etti.
İşte burada son 350 yıllık Yahudi tarihin de bir dönüm noktasına ilk imza konulmuş oldu.
Gündüz sokakta hacı hoca efendi lakaplı Müslüman, gece ise evinin bodrumunda ibadetini sürdüren bir Yahudi topluluğu oluştu.
350 yıldan beri süregelen kripto Yahudiliğin temeli de bu şekilde atıldı. Günümüzde bile süregelen bu durum, hala devam etmektedir.
Van'dan çıkıp Erzurum'u mesken tutan Vani Mehmet Efendi kısa sürede padişahın imamı olmuştu. Bizim Kadı Feyzullah'da onun damadı idi.
Son 350 yıllık serüvenin başlangıcına imza atan Merzifonlu Mustafa Paşa, Şeyhülislam Minkarzade Yahya ve Padişahın imamı Vani Mehmet Efendi, aslında iyi bir şey yaptıklarını sanarak işi iyice çıkmaza sokmuşlardı.
İnsanlara zorla bir şeyleri kabul ettirmek, önce meselenin halledilmiş gibi olduğunu gösteriyor.
Ama bir süre geçince kabul ettirdiğiniz şeylerin aslında kabul ettiremediğiniz şeyler olduğunu ortaya çıkarıyor.
Ve sıkıntıları yıllar sonra ortaya daha büyük bir sorun olarak çıkıyor.