Leyl-i Lal / Gecenin Suskunluğuna Haykırış

 I.
 1. aslında suskunluk istediğim... suskunluk bildiğimiz anlamda susmak demek değildir, suskunluk bence biriktirmektir yaşadıklarını, çığlıklarını edepli halde yüreğinde süzmektir.
 2. kalmak acı,kalmak yorucu,kalmak zor... kalmak mı acı yoksa gitmek mi yakıcı, kalıp da herkese ve en başta kendine zulmedeceksen gitmelisin belki de, gitmek gerektiğinde kalmak acı bence, kalmak yorucu gitmeyi düşlediğinde, kalmak zor bütün kolayları yıktığında...
 3. 'biraz' ım hep bu aralar... hiçlikten iyidir 'biraz’ kalmak, biraz olmak, her şeyden biraz'ları toplamak, bütüne boğulmadan biraz biraz tatmak hayatı ucundan kıyısından...
 4. dilim kırgın harflerle dolu... benim de dilim kızgın kelimelerle savaşıyor bazen, kırgınlık küslük getirmezse iyidir, kırgın harflere bel bağlamadan belki biraz'ını onarmaya gayret etmeliyiz, kırgınlıklara değil, kızgınlıklara yürümeli belki de cümlelerimiz.
 5. önemli olan suskunluğun içinde gizli olanı çıkarmaya çalışmaksa da, bazen kırgın da olsa biraz da olsa harfleri sevindirmelisin bütünleştirip kelimelere...
II.
1. bazen tersten okumak, sondan başa gelmek yazılanlara farklı bakmamızı sağlayabilir, baştan okuduğumuzda göremediklerimizi       görmemizi sağlayabilir, ya da bazen yazarken sonlara geldikçe düşüncelerimizin özü ortaya çıkar. Sondan okuyarak önce özü okuyup sonra ayrıntıları görme şansına da sahip olabiliriz...
 2. nerde nasıl unuttun beni... en önemlisi de neden unuttun beni, niye unutmaya dönük hep yüzümüz, hem sıyrılamıyoruz diye şikayet ediyoruz yokluğundan, hem de unutmak için mücadele ediyoruz, paradoks bu. Ama unutmak en iyisi belki, varlığından boğuluyorsak, sıkıyorsa bizi bedeni, ruhu, belki yokluğunda acı çekmek daha iyi. Görüp görüp sızlamaktansa yüreğimiz, yokluğuna bunalsın, yokluğuna daralsın.
 3. tüm gitmeleri yakmak geçiyor... oysa kutsamalıydık arkasına bakmadan gidebilenleri, yakmak neden, gitsinler ve yanalım için için, biz yanmaya talipiz, biz yanmayı seviyoruz. O halde yakmak neden gidenleri ya da gitmeleri. Gitme diyebilsek zaten mesele kalmayacak, ama git dedikten sonra gidildikten sonra ahhh çekmek niye? Göndermesene, engel ol tüm varlığınla, kuşan, sarın, sarmala, o senin...di oysa.
 4. beklemenin hakkını verirsem... beklemenin hakkı mı? sen neden bahsediyorsun, sabır hak değil ki, sabır kuşanmak yarınları, varsın gibi yaşamak bugünü, sanki hiç gitmemişsin gibi beklemek, hemen az ötedeymişsin gibi beklemek seni, sensizliği, yürümek mi dedin, nereye, kimin saçları toplu ki çözmek bana kalsın, çöz beni desem, tüm bedenim mi çözülür, dilime vurduğum kilit mi, artık bunu bile bilmiyorum, beklemekten yoruldum, çık gel artık, sabrımın uç noktasındayım, sonrası uçurum fark ediyorum… Gel hakkıyla beklemeden de olsa, gel ve çöz beni, çöz bağlarımı, yürümeye mecalim varken gel...
 5. ve ateşböcekleri yanımızda... soyundun da unuttun beni, soydun tüm ateşleri bedenimizden ve artık ateş böceklerinin dansında yitirdik benliğimizi, kendimizi ateşlerin ortasında yok ettik, ve bekleyiş sona erdi, gitmek de bir artık kalmak da, sevmek de bir ölmek de... Ateş böcekleri unutulmaz artık,     yamacımızda   kanatları...

sevgiyle kal, leyl-i lal...