Nereye Kadar Sabır.?

 Böylesi olağanüstü günlerde insanın mantıktan çok duygulara yönelir, kendisinin, bir yakınının daha da önemlisi yaşadığı Ülkenin insanlarına zarar verildiği noktada önüne geleni silip süpürecek noktaya kadar gelir, dayanır.
Son 5 ayda 3 kez meydana gelen patlamalarda hayatını kaybeden vatandaşlarımız ve o vatandaşlarımızın yasını tutan yakınlarını çevreleyen acılar karşısında ne yapacağımızı, ne diyeceğimizi bilemediğimiz günlere geliriz.
Ankara’nın göbeğinde Kızılay semtinde meydana gelen patlamada şu ana kadar kaç kişinin hayatını kaybettiği kaç kişinin yaralandığı bile henüz net olarak bilinmezken bütün bir memleket hayatını kaybedenlere ağlıyor hem de hıçkıra hıçkıra.
Bizimde sınırları içerisinde yaşadığımız bu zor Coğrafyada her an karşı karşıya kaldığımız huzursuzluk özellikle son dönemlerde öylesine artış gösterdi ki “nereye gidiyoruz, ne oluyoruz..?” şeklindeki soruları kendi kendimize daha fazla sorar olduk.
Bir taraftan nerede ise sıfır sorun ile yaşayan Avrupa ülkeleri gibi bir hayat sürme beklentimiz diğer taraftan da saplandığımız Ortadoğu bataklığından nasıl çıkacağımız şeklindeki soruya veremediğimiz cevaplar bizim kafamızı daha uzun bir süre karıştıracak gibi görünüyor.
Birbiri ardına gelen ve bizi derin üzüntülere sevk eden patlamalar sonrası ne yapacağını bilemez bir şekilde sadece “can güvenliğini” düşünen vatandaşlarımızın çaresizliği de hemen hepimiz için başka bir üzüntü kaynağı olarak orta yerde duruyor.
Sürecin bundan sonra bizi nereye götüreceği daha doğrusu yöneticilerin basiretsizliği yüzünden nereye savrulacağımızı bilemez bir şekilde bundan sonra olacakları bekler bir vaziyette bulunmamızda yaşanan çaresizlikten kaynaklanıyor.
Meydana gelen ve çok sayıda can kaybının yaşandığı her olaydan sonra “kanları yerde kalmayacak” şeklinde artık hiçbir anlam ifade etmeyen açıklamalar herkesi büyük bir umutsuzluğa iterken daha önce meydana gelen olayların faillerinin de bulunmaması daha büyük bir umutsuzluğa yol açıyor.
Bütün dünyada Terör ile mücadelenin metodu bellidir, Terör örgütleri elinde silahla hücuma geçerken ona çiçek vermenin anlamsızlığı ortada iken halen daha “çözüm sürecinden” bahsedilmesi de bütün vatandaşlarımıza daha büyük acılar yaşatıyor.
Medya kuruluşları vasıtası ise bu tür terör olaylarında hayatını kaybeden vatandaşlarımızın hikayeleri de acımıza daha büyük acılar katıyor, bin bir güçlükle hayatını devam ettirmeye çalışan, daha iyi bir hayat yaşamak adına okula giden gencecik bedenlerin bu tür saldırılarda hayatını kaybetmesi son derece kötü.
Hükümet Terör ve terör olaylarında harcayacağı enerjiyi bize göre yıllar yılı başka alanlarda tüketince şu an belli noktalarda sorun yaşamaya başladı, olayların önlenmesinde geç kalınması, gerekli istihbaratların alınamaması, yeterli müdahalelerin yapılamaması da başka bir acı.
Meydana gelen ve canımızı yakan her olay sonrası “Birlik ve bütünlüğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var..Bir arada olmalıyız, Terörü hep birlikte kınamalıyız” gibi tribünlere oynamaya matuf açıklamaların artık hiçbir fayda getirmediği de artık ortaya çıkmıştır.
Bundan sonra başımıza nasıl bir olay geleceği, patlamanın nerede olacağı.. meydana  gelebilecek saldırılarda kaç vatandaşımızın hayatını kaybedeceği bilinmezken yöneticilerimizin “ sabırlı olun terörün hakkından geleceğiz” ifadeleri artık hiç kimseye inandırıcı gelmiyor.
Artık ne yapılacaksa yapılmalı, bıçak kemiği paramparça etmiş durumdadır.