MHP ile ilgili süreç bütün hız ile kamuoyunun önünde cereyan ediyor, Genel merkez “Mahkeme ne karar verirse versin Kurultay olmayacak” şeklinde açıklama yaparken Kongre isteyen Genel başkan adayları da “Kurultay 8 Mayıs tarihinde yapılacak” diye kamuoyunu bilgilendirdiler.
Bu aşamadan sonra MHP’de neler olacağını zaman gösterecek, Geçtiğimiz büyük Kurultay’da Devlet Bahçeli’yi Genel başkan seçen delegenin yarısı “MHP’de işler iyi gitmiyor, yeni bir Kurultay lazım” diye başlatılan imza kampanyasına destek verince mesele bu noktaya kadar geldi.
İçerisinde bulunduğumuz günlerde Kurultay ile ilgili olumlu yada olumsuz ifadeler hemen her noktada dillendirilirken MHP açısından son derece önemli bir o kadarda güzel cereyan eden hadiseler var, İlk anlarda “bunlar dokuz tane imza toplayamazlar” diye meseleye bakanlar sonra” mahkemeye gitsinler” dedi, Mahkeme’de “Kurultay yapılacak” kararını verince iş döndü dolaştı “Mahkemenin kararını tanımıyoruz” noktasına kadar geldi.
Bütün bunlar olurken Kamuoyunda müthiş bir MHP rüzgarı esmeye başladı, Genel başkan adaylarının kendi oluşturdukları ekiplerle yurt genelinde yaptıkları açık hava yada salon toplantılarındaki heyecan her tarafı dalga dalga sarınca herkes MHP ile ilgili “Ne oluyor” şeklindeki soruyu daha fazla sormaya başladı.
Dikkat edin özellikle Mahkemenin “Kurultay yapılacak” şeklindeki kararından sonra başta Televizyon kanalları olmak üzere siyasetin konuşulduğu hemen her yerde MHP’nin içerisinde bulunduğu durum ve yapılacak Kurultay sonrası partiyi nasıl bir geleceğin beklediği saatler boyu konuşulmaya başlandı.
İktidar yanlısı bir kısım yazar/çizerlerin bildik yandaşlıkları bir kenara bırakıldığında siyaset ile biraz olsun yakından ilgilenen herkes MHP’de yapılacak bir Kurultay ve Kurultay sırasında yenilenmiş Genel başkan ile MHP’nin oy oranının nerede ise yüzde 30’lar civarına dayanacağı da çok net bir şekilde dillendirilmeye başlandı.
MHP ile AK Parti arasındaki oy geçirgenliği artık herkes tarafından kabul edilen bir gerçek, 07 Haziran tarihinde AK Partinin alacağı 30 civarında milletvekilini kendi partisine kazandıran ve 80 Milletvekili kazanan MHP 07 Haziran sonrası derdine millete tam anlatamayınca 01 Kasım tarihinde 40 milletvekilini tekrar AK Partiye kaptırmış oldu.
CHP’nin oy oranının daha belli bir süre artmayacağı ve azalmayacağı düşünüldüğünde artık iktidar mücadelesinin her platformda MHP ile AK Parti arasında geçeceği ve bu mücadelede belirleyici unsurun partilerin Genel başkanları ve Genel merkez yöneticileri olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır.
Böyle bir noktada Türkiye’nin içerisinde bulunduğu sıkıntıları bilen/Gören/hisseden vatandaşlarımızın AK Partiden usandığı ancak CHP ve MHP’nin yönetim modeline bakıp oralardaki umutsuzluğu görünce “Kerhen” AK Partiye oy verdiği artık hiç kimse tarafından gizlenemiyor.
Bu nedenle MHP’de gerçekleştirilecek olan bir Genel başkan değişikliği MHP’nin oy oranının yükselmesine AK Partinin oylarının da düşmesine vesile olacaktır, Özellikle Anadolu’da var olan MHP-AKP çekişmesi MHP’de meydana gelecek olan değişimle birlikte AK Parti aleyhine gelişecektir.
1997 yılı itibarı ile nerede ise 20 yıldır MHP’nin başında bulunan Devlet Bahçeli’nin başta partililer olmak üzere Türk milletinde yarattığı olumsuz hava artık tavan yapmışken MHP Genel merkezinin “Kurultay yaptırmayacağız” şeklindeki feveranında artık partilileri değil Seçmeninde “yeter artık” deme noktasına getirmişken bu ısrarın MHP’ye maliyetinin de her geçen gün daha fazla olacağı bilinmektedir.
MHP Genel başkanı Devlet Bahçeli’nin yıllardır slogan haine getirdiği “Önce Ülkem Sonra Partim sonra ben” anlayışı son dönemlerde “Önce ben sonra ben ondan sonra yine ben” şeklinde değişmiş durumdadır ve bu hiçte hoşa gidecek bir davranış değildir.
MHP için artık Kurultaydan başka hiçbir çözüm yolu kalmamıştır, “Kurultay yapılsın” talebi ile artık beklenti içerisine giren milyonlarca ülkücünün oluşturduğu Sel bu aşamadan sonra önüne kattığı herkesi sürükleyip götürecektir.
Demedi demeyin.