Gerçekten de öyle, sevgi bizim harcımız, annemizin karnına düşerken bile sevginin eseriydik.
Peki neden olasılık olarak kalır insan sevgisiz, çünkü hayatın özüdür sevgi, onunla açığa çıkar tüm potansiyelimiz. Onsuz bir hiçiz, düşünsenize. Hiç sevilmediğini düşünen bir insan nasıl bir hayatın içinde bulur kendini, çok zor, çok zor. Ya da birini çok sevdiğiniz anları (arkadaşınızı, sevgilinizi, eşinizi, çocuklarınızı v.s.) hatırlayın, nasıl da her yaptığımız eylem anlamlı hale geliyor hemen.
Sevgisiz yaptığınız en basit bir iş bile içine sevgi karışınca olağanüstü bir hale dönüyor gözümüzde. Nasıl da çırpınır yüreğimiz, sevgilimizle buluşurken, nasıl da akşam olmasını bekleriz evimize, eşimize, çocuklarımıza çabuk kavuşalım diye.
Sevgi olmadan tapınaklar basit bir eve dönüşür, ama sevgiyle en basit bir ev bile kocaman bir mabede dönüşür. Sevgi çok büyük bir şey. Onu çabuk öğrenmek lazım, hayatımız sona ermeden öğrenmek ve içinde boğulmak lazım. Evet, sadece bir olasılık olarak yürüyoruz yeryüzünde sevgisiz, yaptığımız her şey boş, tüm çabalar spontane, rutin, heyecansız.
Sevgi öyle mi ya, dokunduğu her şeyi herkesi ve her yeri gül bahçesine dönüştürüyor. Nasıl da coşkuyla ve heyecanla atıyor kalbimiz. Can Yücel ne güzel söyler, sevgi emekmiş derken: “Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş”. Özgür bırakarak sevmek. Müthiş bir kavram, anlaşılmayan ve hiçbir zaman bahşedilmeyen bir dilek.
Sevgi öyle bir şey ki, sadece özgür bir ortamda gelişebiliyor, tutsak ettiğiniz her neyse onda sevgi ölmeye mahkum bir süre sonra. Sevgi çok kırılgan, çok yumuşak, çok naif, hassas.
Cahit Külebi’nin "Anlarsın" şiirini okurken hemen hissedersiniz bir insanın nasıl da sevgiye sığınma ihtiyacı duyduğunu, sıcacıktır sevgilinin omzu, bir tek orada dinlenir, orada bulursunuz hayatın bütün anlamını:
“Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun
Kanatlarımız dokunarak uçalım
İnsanlardan buz gibi soğudum
İşte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın”
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun
Kanatlarımız dokunarak uçalım
İnsanlardan buz gibi soğudum
İşte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın”
İyi bir hafta geçirmenizi diliyorum… hala kar aralıklarla devam ediyor…
Not: 21 Ocak 2016 Perşembe günü saat 12.00’de Medical Park Hastanesinde Kuzey isminde bir oğlum dünyaya geldi. Öncelikle başarılı bir doğum gerçekleştiren Uzman Dr. Burcu ÇETİNKAYA’ya, hastanede kaldığımız sürece yakın ilgilerini eksik etmeyen hastane personeline, arayan soran çiçek gönderen bizzat gelip tebrik eden tüm dostlarıma ve son olarak bana dünyalar tatlısı bir çocuk hediye eden sevgili eşim Gönül KURU’ya çok teşekkür ediyorum.