Şiir Üzerine..

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi sanat etkinlikleri kapsamında şiiri sevdirmek ve yeni kuşaklara şiiri tanıtmak amacıyla bir söyleşi düzenliyor. Bu hassasiyet için büyükşehir belediyemize teşekkür ediyorum. Şiirin genç nesillere tanıtılması ve şiirin okunmasını sağlaması güzel bir düşünce.
Bizim şairlerimiz çok güzel şiirler yazmışlar. Mehmet Akif, Necip Fazıl, Nazım Hikmet, Atila İlhan, Nazım Hikmet gibi asra damgasını vuran şairlerimiz var. Bunlar her ulusa belki de nasip olmayacak şeyler. Bu sebeple her gencimizin, eli kalem tutan her bir bireyin bu şairlerimizi ve onların kaleme aldıkları şiirleri tanıması, okuması ve bilmesi lazım. Çünkü şairler bir ülkenin can damarlarıdırlar. Onlarla birlikte duygularımız, düşüncelerimiz yerli yerine oturur ve onlar bizlere yol gösterirler. Nazım Hikmet şöyle diyor bu konu hakkında:  ‘Şairin şiirlerinde halkının nabzı atmalıdır… Şair başarılı olmak için, yapıtlarında maddi yaşamı aydınlatmak zorundadır.’
 Belki her platformda dile getirilen bir şeydir insanların kitap okumadıkları ya da kitaba zaman ayırmadıkları. Bu gerçekten insanın içini acıtan bir şey. Şiir okuyanlar neredeyse nesli tükenen bir kuş gibi! Teknolojinin insanı esir aldığı bu devirde aslında elindeki ekranda tüm şiirleri okuyabileceği halde chatleşmeyle geçiren bir nesil oluştu! Bu ne kadar da vahim durum değil mi?
İnsan şiirle kendini geliştirecek ve duygularını bu şekilde olgunlaştıracaktır. Şiir bazen insan için sadece kendi içini dökmesi, bazen toplumun feryadını dile getiren bir haykırış ve bazen de yeri göğü titreten bir şahlanışın kıvılcımlarını saklar kendi dünyasında!
Şiir okuyan insan daha ince düşünür, daha farklı bakar dünyaya ve daha iyi yorumlar insani duyguları. Hem bir insandan duyguyu söküp aldığınızı düşünsenize? O insan ne hale gelir! Şunu diyebilirsiniz: Her duygu şiir midir? Elbette değildir ama şiir duygunun gözbebeğidir, olmazsa olmazıdır!
Hani bazen insanın içinden gelmiyor değil; keşke dünyayı şairler yönetse! Keşke tüm insanlar şiirin dilinden konuşsa, şiirce konuşsa, şiirce söylese, öyle düşünse, öyle gönüllere girse..
Yukarıda bahsetmiştim. Gerçekten bu devrin insanlarına da acımak lazım. Çünkü teknoloji yakalarını bırakmıyor. Çünkü teknoloji her ne kadar kolaylık sağlasa da insanı esir alıyor. En basitinden sosyal medya hesapları, cep telefonları.. Bunlarsız gün geçiren kaç kişi var? Bunlara vakit ayırdığımız kadar ya da en azından yarısı kadar okumaya, şiire, aydınlanmaya ayırsak zaten mesele de kendiliğinden çözülmüş oluyor.
Bir de şu var: Şiir okumak için illa şair olmak gerekmiyor ya da her şiiri okuyan da şair değil! Şairlik apayrı bir olay. Yani biraz yetenek, biraz birikim, biraz da hayal dünyası ile alakalı. Şiir okumaksa, o da bambaşka bir olay. Biraz zevk sahibi olan, biraz duygu ve düşünce bağlamında kendini olgunlaştırmak, geliştirmek ve şairin görkemli penceresinden dünyaya bakmak isteyenlerle alakalı bir durum. Bu yüzden hem şaire hem de şairlerin şiirlerini okuyabilecek, onları yorumlayabilecek ve bu muazzam enerjiyi gelecek nesillere taşımak isteyenlere gerçekten çok ihtiyaç var. İnşallah bu ihtiyaçlar programlarla, söyleşilerle ve etkinliklerle bir nebze olsa da tamamlanmış olur.
Sözlerimi tamamlarken tekrardan Büyükşehir Belediyemize şiire ve sanata vermiş olduğu önemden dolayı teşekkür ediyorum. Umarım birçok belediyemize örnek olur bu projeler
N.Fazıl Üstadın şiiriyle veda edelim:
‘İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su; 
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu. 
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek; 
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek? 
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl! 
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl! 
Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu'nun, 
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!’