Terör ile yaşamak/Ölümlere ağlamak

 Türkiye’de meydana gelen ve her seferinde canımızı yakan/içimizi acıtan büyük çaplı terör olayları sonrası yazı yazmak, fikir beyan etmek bir noktadan sonra anlamsız geliyor, meydana gelen her olay sonrası “ Sabrımızı taşırmasınlar/artık bıçak kemiğe dayandı, Kanları yerde kalmayacak” şeklinde ifadeler ne kadar önemsiz ise ölenlerin arkasından yazılacak yazılar öne sürülecek fikirlerde artık o kadar önemsizdir.
Ankara’da akşam 18.30 sıralarında meydana gelen patlama sonrası  önce 5 sonra 11 en sonrada Başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş’un açıklamasına göre 28 ölü 61 yaralının bulunduğunun açıklaması bir kez daha yüreğimizi yaktı, bizi bir kez daha derin acılar içerisinde bıraktı.
Bizimde sınırları içerisinde yaşamaya çalıştığımız daha açık bir ifade ile “tutunmaya çalıştığımız” bu coğrafyanın ne kadar bela bir alan olduğu, bu coğrafyada yaşamanın her gün ölüm ile karşı karşıya gelmek olduğunu artık bilmeyen/görmeyen/duymayan nerede ise kalmadı.
Bu coğrafyada yaşamanın artık iyiden iyiye biliniyor ki kolay değil, Son derece bereketli toprakların bulunduğu, Medeniyetlerin indiği, Enerji kaynaklarının son derece fazla bir miktarda bulunduğu bu bölgeye daha uzun yıllar huzurun gelmeyeceği de artık netleşmiş durumda.
Son dönemlerde yurdumuzun en kalabalık il merkezlerinin yine en kalabalık alanlarında birbiri ardına meydana gelen patlamalarda verdiğimiz kayıplar bundan sonrası içinde bize önemli ip uçları veriyor, Orta büyüklükte bir ülke olan Türkiye’nin kendisine karşı yöneltilen bu operasyonları karşılayıp/Karşılamayacağı noktasında da artık endişeli bir hal ortaya çıkmış vaziyettedir.
Ankara’da önceki gün meydana gelen “Bombalı araç saldırısı” verdiğimiz kayıplar bize anlatıyor ki maalesef İstihbarat servislerimizin yeteri kadar çalışmadığı ve böylesi canımızı yakan terör eylemlerini meydana gelmeden ortaya çıkaracak nitelikte olmadığı da netleşmiştir.
Meydana gelen ve şu aşamada 28 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine vesile olan “Bombalı araç saldırısının” öncesinde 3 servis aracını paramparça eden bombalı aracının nereden geldiği, hangi güzergahları takip ettiği çok sayıda vatandaşımızın hayatını kaybetmesine/yaralanmasına vesile olan bombaların nerede imal edildiği ve sonunda da o sokağa nasıl getirildiği konusu da artık açıklığa kavuşturulmalıdır.
Canımızı yakan “Bombalı araç saldırısının” bundan önceki patlamalar gibi basit bir olay olmadığı böylesine büyük çaplı bir saldırının birkaç kişinin bir araya gelmesi ile organize edilecek bir eylem olmadığı da herkes tarafından biliniyor.
Patlamanın meydana gelmesinin üzerinden daha dakikalar geçmeden AK Partiye mensup siyasetçilerin savunmaya geçmelerini de anlayabilmiş değiliz, Bu tür hadiselerde muhatap elbette ki hükümet olacaktır, İşler iyi gidince iktidar kötü gidince muhalefet pozisyonuna geçen AK Partinin bu anlayışı canımızı yakan hemen her eylem sonrasında başvurulan bir yöntem oldu çıktı.
Artık anlaşılması gerekmektedir ki Türkiye bundan sonra her zamankinden daha fazla bu olaylar ile muhatap olacak gibi görünüyor, her geçen gün karışan hadiselere başta ABD ve Avrupa ülkelerinin de teşne olması zaten karışık olan bu coğrafyayı daha fazla içerisinden çıkılmaz bir hale getiriyor.
Ankara’da meydana gelen patlamada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz, Patlamada yaralananlara acil şifalar temenni ediyoruz, Bu tür canımızı yakan/içimizi acıtan olaylar ile bir kez daha karşı karşıya kalmamak adına bizleri yönetenlerinde artık akıllarını başlarına almaları gerektiğini tavsiye ediyoruz.
Bu tür olayların bir daha tekrarlanması en büyük temennimiz ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi her geçen gün ısınan bu coğrafyada artık huzur bulmak son derece zor, bu yüzden başta istihbarat birimlerimiz olmak üzere güvenliğimizden sorumlu bütün kurum ve kuruluşların her zamankinden daha fazla çalışması da bütün milletimizin ortak talebidir.