Ülkücüleri Kapı Kulu olarak görmek

 07 Haziran tarihinde yapılan Genel seçime göre 01 Kasım’da oy kaybeden MHP’nin seçim sonrasında maruz bırakıldığı “içler acısı durum” bütün partililerin içini acıtıyor, yüreğini yakıyor.
01 Kasım akşamı beklenti Şuydu:1997 yılından itibaren partinin başında bulunan Devlet Bahçeli kazandığı yada kazanamadığı seçimlerin muhasebesini yaptıktan sonra Ülkücülerin karşısına çıkıp “Sevgili dava arkadaşlarım 01 Kasım tarihinde başarısız olduk, bir kan değişimine ihtiyaç var,Ben Genel başkanlığı bırakıyorum  bu akşam arkadaşlarımız ile toplanıp olabilecek en kısa zamanda bir Kurultay yapıp Hareketimizin yeni genel başkanını ve yöneticilerini seçeceğiz, Hakkınızı helal edin” diyecek ve dünya durdukça bütün Ülkücülerin gönüllerinde taht kuracaktı.
Ancak 01 Kasımı takip eden günlerde bir baktık ki bırakın Genel başkanlığı başkasına devretmeyi, Partiyi Genel kurula bile götürmekten kaçan bunun yerine koltukta bir gün bile fazla kalmanın yollarını arayan bir Devlet Bahçeli profili ile karşı karşıya kaldık.
Büyük Kurultayı toplamak için Genel başkan adaylarının topladıkları imzaları, toplanan o imzaların oluşturduğu reaksiyonları ve partinin Genel merkez eliyle Mahkemelere düşürülmesini bir tarafa bırakıyor ve MHP’nin şu an içerisinde bulunduğu durumun bütün Ülkücüleri derin bir endişe içerisinde bıraktığını görüyoruz.
1999 yılından sonra girdiği hiçbir seçimde başarılı olamayan Devlet Bahçeli yönetimindeki MHP’de bütün partililerin beklediği ve istediği değişimin bir türlü hayata geçmemesi artık partiye gönül veren hemen herkesi derin bir umutsuzluğa düşürmüş durumda, girdiği bütün seçimleri kaybeden, siyaset üretemeyen bunun yerine “Seçmen bizi anlamıyor” diye bir yanlışa düşen yönetim bütün bunlara rağmen değişim arzusuna direniyor.
Genel Merkezin “Bırakmıyoruz” diye direnmesi, daha geçen yıl yapılan Büyük Kurultayda Devlet Bahçeli’yi seçen Büyük Kurultay delegelerinin yarısının desteğini Bahçeli’den çekmesi  arasında yaşanan süreç yerini şu an bambaşka bir sürece doğru bırakmışa benziyor.
Şu sıralar pervasız bir şekilde MHP’nin İl/İlçe Teşkilatları kapatılıyor, Genel merkez kendisine muhalif gördüğü il ve ilçe başkanlarını ve yönetim kurullarını istifaya zorluyor, bir taraf “istifa edin” diyor diğer taraf” etmiyoruz” derken tam bir keşmekeş yaşanıyor.
Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı bir sürü sorun ve sıkıntı varken Türk milletinin tek umudu olan MHP’nin böylesi acı bir şekilde birbirine düşürülmesi gerçekten çok acı, bir gün içerisinde alınacak bir “Kurultay Kararı” ile bütün sorunların üstesinden gelinecekken böylesi “acımasız” uygulamalar herkesin ümidini kırmaya yetiyor da artıyor bile.
MHP’de meydana gelen bu kadar olumsuzlukta hiçbir Başkanlık divanı üyesinin yada hiçbir MYK üyesinin en ufak bir suçu günahı yoktur, bu kadar olup bitenlerin tek sorumlusu sadece ve sadece Genel Başkan Devlet Bahçeli’dir.
MHP Genel başkanı Devlet Bahçeli’nin istemesi halinde yukarıda da belirttiğimiz gibi bir saat içerisinde toplanılıp Kurultay kararı alınır, Salondan kim çıkarsa partinin başına o gelir, Ülkücüler yeniden umutlanır, İktidar için kapı yeniden aralanır.
MHP’de Kurultay kararı alınmadıkça ve Ülkücüyü “Kapı Kulu” olarak gören anlayış değişmedikçe gelecek günlerde korkarız içerisinde bulunduğumuz bu durumu bile arayacağız ancak iş işten geçmiş olacak.
Bu olup bitenler karşısında yıllarını bu harekete veren birisi olarak biz gerçekten üzülüyor, kırılıyoruz, bu kadar uğraşmanın bu kadar mücadelenin sonunda geldiğimiz noktada sırf koltukta bir gün daha kalmak adına Ülkücüleri bir birine düşüren anlayışın karşısında hem bu dünya da hemde öbür dünyada olmak her Ülkücü kadar bizimde olmazsa olmazlarımız arasındadır.