Uzaktan Sevmek

 * Bir yürüyüş bu, uzun soluklu, mutluluk az ileride, ya da biraz daha ileride, az daha yürüyelim, biraz daha. Orada olmalı, yürüyüş keyifliyse, bu kadar mutluluk doluysa, senle doluysa, sen varsan yanımda, sonu da güzel olmalı, keyifli, mutlu ve seninle…
Yürüyüşleri keyifli hale getirmeyi öğrenmeye başlamalıyız bir an önce. Beklentilere odaklı yaşamlar mutsuzluk getiriyor genelde, hiçbir zaman beklediğiniz gibi olmuyor, çünkü hayat müdahale kabul etmiyor, bazen estiği gibi sürüyor hayat, kendi bildiğini okuyor. İşte bu süreçte, yürüyüşe çıkanlar, beklentilerden ziyade yürüyüşten keyif alırlarsa, yani hayatın kendisinden, o anda getirdiklerinden… Hayat da üstüne düşeni yapacak, tüm getirdiklerinden mutluluk duyanları, yolun sonuna zevkle taşıyacaktır. Son kendiliğinden gelmeli, doğal olmalı. Ancak bu şekilde sonsuza uzanır bu yürüyüş; mutlu, keyifli ve senle…
* Uzaktan seviyorum seni… Kokunu alamadan, boynuna sarılamadan, yüzüne dokunamadan... "Sadece seviyorum"... Uzaktan seversin bazen, elinde olmayan sebeplerden, kokunu alamadan ama kokusu burnunda tüter, boynuna sarılamazsın belki ama koynunda uyutursun geceler boyu, yüzüne dokunamazsın sanırsın ancak parmakların hep bir senfoniye eşlik eder gibidir, ruhunda gezinirsin onunla… sadece sevmek yetmez mi, sadece seviyorum, başka bir şey yok, çünkü sadece sen önemlisin başka bir şey yok, başkası yok, yok…
* Küçük Prens’te okumuşsunuzdur, ne diyor tilki, hep aynı saatte gelsen daha iyi olur, sözgelimi öğleden sonra saat dörtte gelecek olsan, ben saat üçte mutlu olmaya baslarım. Her geçen dakika mutluluğum artar. Saat dört dedi mi meraktan yerimde duramaz olurum. Mutluluğumun armağanını bulup çıkarırım. Ama gelişigüzel gelirsen içimi sana hangi saatte hazırlayacağımı bilemem.
Seviyorum küçük prensi, arada dönerim bu kitaba, bana çocukluğumda ayrı tat verdi, gençliğimde ayrı, yetişkinliğimde de mesajlar vermeye devam etti, yaşlanınca da okuyacağım bir kez daha, bakalım o dönem hangi mesajlarından yararlanacağım. Küçük prens hayatım boyunca bana öğüt verdi, ben de hep tutum öğütlerini, belki hep o yüzden elimi hiç bırakmadı hayat yolculuğumda. Birkaç öğüdünü daha hatırladım şimdi: Bu yazıyı o öğütlerle bitirmek istiyorum:
"İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez."
"İnsanların tanımaya ayıracak zamanları yok artık. Aldıklarını hazır alıyorlar dükkânlardan. Ama dost satan dükkânlar olmadığı için dostsuz kalıyorlar".
İyi bir hafta diliyorum sizlere…