Ya Şimdi Hangi Şehirdesin?

 Bu koya her akşam geliyorum demek isterdim, çünkü gelemiyorum. Bir şekilde evime, o karanlık gizemli odama sığınıyor, kalıyorum. Karanlıklardan çıkamayacak kadar tembelim, arada bir cesaret geliyor da, bu koyda geniş bir soluk olma imkanı bulabiliyorum. İşte tam o anda sen düşüyorsun yine uzaklardan önüme, şehirlerin birer yıldız olup kayıyor ellerimin arasından. Adına yazdığım şiirler eskimesin diye tekrar tekrar okumaktan vazgeçiyorum. 

            Adandı ve bitti. Şimdi yeni şiirler biriktiriyorum cebimde. Ne zaman seni görür gibi olsam, kokun ta …’dan yayılıp gelse bu koya, işte o zaman çıkarıp cebimden o şiirleri suya bırakıyorum. Beni yakan tek gerçek “su”. Sanki suda kaybettim seni de yine oradan çıkıp gelecekmişsin yanıma. Suya yazıyorum adını, ıslanıyor elimdeki son dizeler. Atıp kurtulmak istiyorum.

            …., ardından …., ya şimdi, sıra hangi şehirde? Sürgünlüğümüzü kaç şehirde sürdüreceğiz daha?

            Adayış… Söylemek isteyip de bir türlü buna fırsatın olmamış gibi iğreti duruyorsun o şehirde de. Kaç şehir sığar yüreğine daha biliyor musun?

            Farkediş… Bedenlerimiz her geçen gün kocasa da, farkında mısın tek yaklaşan aşkımız! Farkında mısın kaç zamandır yoksun. Ölmek mi dedin, ne gezer! Ama her zamankinden daha yakınım yok olmaya.

 şiirse şiir, biriktiririz yüreğimizde

şarkıysa şarkı, söyleriz durmadan ufuklara

Ve su biter,

Adayış kalır yanımda.

Ya şimdi hangi şehirdesin?