Yeni yılda yeni Umutlar

Bugün 2015 yılının son günü, Bu gece herkes gibi bizde bir yıl daha yaşlanacağız, sabah kalktığımızda 55 olan yaşımız sorulduğunda “Artık 56 yaşındayız” diyeceğiz yada yaşımızın kaç olduğu şeklindeki soruları geçiştirip vaziyeti kurtarmaya çalışacağız.

Yeni yıl-eski yıl derken bir bakıyorsunuz ki saçlarınız dökülmüş, eğer dökülmemişse beyazlıklar daha çoğalmış, yıllar önce simsiyah ve gür saçlarına bakıp “ah çekmeyen” insan nerede ise yok gibidir.

2015 Yılı Türkiye açısından son derece çalkantılı bir şekilde geçti, dünyada meydana gelen ancak bizi de etkileyen pek çok olaylar bir tarafa 07 Haziran ve 01 Kasım tarihlerinde yaşadığımız 2 genel seçim hemen herkesin dengesini olumlu yada olumsuz bir şekilde değiştirmiş oldu.

2010’lu yıllar bilindiği gibi dünyada iletişim ve teknolojinin hiç kimsenin tahmin edemediği ve takip edemeyeceği bir hız ile hafızalarda yer aldı, son 5 yılda başta iletişim olmak üzere hayatımızın her alanında yaşadığımız yenilikler bundan sonrası için de belli başlı ip uçları vermeye başladı.

Türkiye’de var olan ancak 2000’li yıllardan itibaren daha da belirgin bir hal alan “Köyden kente göç” vatandaşlarımızın alışkanlıklarını da başından sonuna kadar değiştirmiş oldu, son yıllarda Türkiye’de bir taraftan Üniversite okuyan çocuklarımızın sayısının artması ile evliliklerin dolayısı ile nüfus hızının da azaldığı artık çok net bir şekilde ortaya çıktı.

Hayatımızı olumlu yönde etkileyen bu gelişmeler belki hoşumuza gidiyor ancak hiç durmadan geçip giden zaman içerisinde geriye dönüp baktığımızda “keşke yıllar biraz yavaş geçseydi de bu kadar yaşlanmasaydık” dediğimiz çok zamanlar olmuyor değil.

Her geçen gün yaşlanan dünyamız bir taraftan bize teknolojik güzellikler getirirken diğer taraftan da “gözü doymak bilmeyen” siyasetçilerin insan hayatını zehir eden anlayışları ve davranışları dolayısı ile dünyanın pek çok tarafı “kan denizine “ dönmüş durumda.

İçerisinde bulunduğumuz 2015 yılı Türk milletine Suriye vasıtası ile “Mülteci sorunu” ile yüz yüze kaldı, Suriye’den gelip Avrupa ülkelerine yerleşmek için canlarını hiçe sayan ve bu uğurda Ege denizinde hayatını kaybeden binlerce mülteci bizimde canımızı yaktı içimizi acıttı.

Dolayısı ile 2015 yılı ile ilgili olumlu yada olumsuz bir görüş belirtmek son derece zor, Bardağın dolu tarafından bakılınca başka bir dünya boş tarafından bakınca da başka bir dünya ile karşı karşıya kalma ihtimalimizin çok büyük olacağı gerçeği ile en iyisi  bakmamak gibi bir seçeneği kullanıyoruz.

Hal böyle olunca zaman zaman herkes gibi bizde “Takvimlerin değişmesi ile hayatımız değişmeyecek ki, bir yıl önce nasıl bir hayat yaşadıysak bundan sonra da o paralelde bir hayat yaşayacağız” desek te yeni yıl ister istemez bizleri heyecanlandırıyor.

Biz 30.yaş günümüzü yani 1990 yılını ve o yıldan öncesini hatırlıyoruz belki de Cahit Sıtkı’nın “35 yaş Şiirindeki süreci” o dönemler pek önemsemediğimizden olsa gerek 1990 yılını bugünler gibi hatırlıyor ve soranlara da anlatıyoruz.

Ancak 1990 yılından bugün son gününü yaşayacağımız 2015 yılına kadar geçen 25 yılın nasıl gelip nasıl geçtiğini inanın anlayabilmiş değiliz, bu yüzden “son 25 yılın muhasebesini nasıl yapacaksınız” diye soran dostlarımıza “Su gibi hatta sudan daha çabuk geçti” diye cevaplandırıyoruz.

Yapacak fazlaca bir şey yok, Allah ömür verdikçe bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonrada bize sunulan hayatı yaşamaya ve elimizden geldiği kadar topluma faydalı bir birey olmaya devam edeceğiz, Ömrümüz olduğu müddetçe herkes ile iyi geçinmeye, kötülük yapmamaya, ve insan hayatına katkı sunacak çalışmalara durup dinlenmeden devam etmeye çalışacağız.

2016 yılı insanlığa huzur getirsin, Savaşlar sona ersin, Hayat standardımız daha üst noktalara tırmansın, siyasetçilerimiz topluma daha faydalı çalışmalara imza atsınlar.

Kısaca Yeni yıl hayatımıza yeni bir renk getirsin.