TÜRK- EĞİTİM SEN ’in dik duruşu ses getirdi

Uğur GENCER/ Türk Eğitim- Sen 2 No’lu Şube Başkanı Kürşad Türkcan ve sendika üyeleri, Gebze Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaparak, eğitim camiası çalışanlarının sorunlarını dile getirerek eğitim camiasının sesi oldu. Eğitim- Sen Şube Başkanı Eylem Bahadır da açıklamaya destek verdi.

TÜRK- EĞİTİM SEN ’in dik duruşu ses getirdi
banner158

Türk Eğitim- Sen 2 No’lu Şube Başkanı Kürşad Türkcan  ve sendika üyeleri, Gebze Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaparak, eğitim camiası çalışanlarının sorunlarını dile getirerek eğitim camiasının sesi oldu. Eğitim- Sen Şube Başkanı Eylem Bahadır da açıklamaya destek verdi.

Öğretmenlerin yaşadıkları sorunları dile getiren ve süreci takip eden Türk Eğitim- Sen 2 No’lu Şube başkanı Türkcan öncelikle 2022-2023 eğitim öğretim yılının tüm camiamıza hayırlı olmasını dile getirerek açıklamasında şunları dile getirdi; Kamuoyunun da malumu olduğu üzere Eğitim çalışanlarımız, yeni eğitim öğretim yılını umutsuzluk ile açmış, çözülmesi gereken birçok konuyu düşünür hale gelmiştir. Geldiğimiz süreçte, sorunların kamuoyunun dikkatine sunulması, haklı taleplerimize karşılık verilmesi elzem olmuştur.

Eğitim çalışanları yeni eğitim öğretim yılına huzursuz ve mutsuz girmişlerdir. Bugün bu alanda, gelecek nesillerin mimarı öğretmenlerimizin ve diğer tüm eğitim çalışanlarının haklı taleplerini haykırmak ve içinde bulunduğumuz kaygı verici ortamın düzeltilmesi gerektiğini hatırlatmak için toplanmış bulunmaktayız.

Haklı taleplerimizi işitin ve bizi dikkatle dinleyin!

Eğitim bir bütündür ve bir ekip işidir. Tüm eğitim çalışanları bu ekibin vazgeçilmez bir parçasıdır. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı tüm kurumlarda öğretmenlerimizin yanında farklı kadro ve unvanlarda tüm eğitim çalışanları eğitim öğretim süreçlerinin sorunsuz ve sıkıntısız geçmesi için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Durum böyle iken her yıl Eylül ayında verilen Eğitim Öğretime Hazırlık ödeneğinin en az 1 maaş tutarında olmasının yanı sıra, tüm eğitim çalışanlarına verilmesi öncelikli taleplerimiz arasındadır.

Yine eğitim öğretimin sorunsuz bir şekilde devam etmesi için her türlü çabayı gösteren eğitim çalışanları, 3600 ek göstergenin kapsamı genişletilirken unutulmuş ve üvey evlat muamelesi görmüştür. Üniversite eğitimini tamamlamış bir eğitim çalışanının diğer üniversite mezunu çalışanlardan ayrı düşünülmesi haksızlıktır. Dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumlarda görevli tüm çalışanların ve 1 Ekim 2008 yılından sonra göreve başlayanların da 3600 ek göstergeden yararlanması gerekmektedir.

Sözleşmeli olarak çalışan tüm eğitim çalışanlarına verilen kadro sözü geciktirilmeden hayata geçirilmeli ve tayin, terfi gibi sorunları da bir an önce çözülmelidir.

“Öğretmenevleri konusu camiamızın önemli sorunlarından biridir”

Maalesef birçok öğretmenimiz ülkemizin pek çok noktasında öğretmenevinde kalmak istemesine rağmen her defasında “yerimiz yok, odalarımız dolu” cevabı ile karşı karşıya kalmaktadır. Kendi personeline kapılarını bu kadar kapatan başka bir kurum misafirhanesi yoktur. Geçtiğimiz günlerde milli eğitim bakanlığının açıklamış olduğu “öğretmenevlerinden tüm öğretmenlerin %50 indirimli yararlanması” bizler açısından olumlu karşılansa da bu uygulamadan tüm eğitim çalışanlarının yararlanması hepimizin ortak düşüncesi ve talebidir.

Bununla beraber yıllardır beklenen görevde yükselme sınavı daha fazla geciktirilmeden yapılmalıdır.

Önemli konulardan bir diğeri, okullarımızın temizlik ve güvenlik görevlisi ihtiyacının kalıcı olarak çözüme kavuşturulmasıdır. Özellikle son yıllarda yapılan kısa süreli alımların okulların sorunlarına çare olmadığının bilinmesini istiyoruz.

“Promosyon güncellenmesi süreçlerinin her daim takipçisi olacağız”

Sorumluluk alanlarımızda ve hemen hemen tüm ülke genelinde olan bir diğer sorunumuz, banka promosyon anlaşmalarıdır. Ekonomik tablo değişse de yapılan promosyon anlaşmalarında herhangi bir güncelleme yapılmamıştır. Tüm sendikaların sessiz kaldığı, sözleşmede imzası bulunan sözüm ona yetkili sendikanın suspus beklediği bir zamanda, Türk Eğitim Sen Kocaeli 2 Nolu şube olarak Mart ayında banka promosyon güncellemeleri için dilekçe vererek mücadelenin öncüsü olduk. Gebze İlçemizde verdiğimiz dilekçeye olumsuz cevap geldiğinde ise ilçemizden fesih taleplerini isteyerek, derhal fesih işlemlerinin başlatılmasını yazılı olarak beyan ettik. Öyle ki ilçe müdürlüğünce bankaya fesih işlemleri için gönderilen yazıda, sendikamızın vermiş olduğu dilekçeler ilgi gösterilmiş ve talebin yerine getirilmesi istenmiştir. Sorumluluk alanımızda bulunan ilçelerimizde banka promosyon güncellenmesi süreçlerinin her daim takipçisi olacağımızı, siz değerli meslektaşlarıma ve basın mensuplarına, buradan ilan ediyorum.

“DYK kurslarının kapsamı”

Bir diğer sorunumuz ise DYK kurslarının kapsamı ile ilgilidir. Öğrencilerimiz üniversitelerde sözel ve sayısal bölümlerin dışında yeteneğe dayalı bölümleri yani konservatuar, resim-sanat ve beden eğitimi meslek yüksekokulu gibi alanları da tercih etmektedirler. Türk Eğitim Sen Genel Merkezimizin müracaatında olduğu gibi bu branş gruplarında da dyk kursları açılmalı ve meslektaşlarımızın yetenekli öğrencileri ile daha çok ilgilenebilmesinin önü açılmalıdır.                  

Hepimizin malumu olduğu gibi Öğretmenlik Meslek Kanunu 14 Şubat’da kanunlaşarak yürürlüğe girmiş ve 12 Mayıs’da yönetmeliklerinin ilanı ile birlikte birçok sorunu ortaya çıkaran bir süreç başlamıştır. Türk Eğitim Sen’in yıllardan beri karşı çıktığı “Sınavla Kariyer” uygulaması yeniden karşımıza çıkmış, tecrübelerimiz ve önerilerimiz maalesef göz ardı edilmiştir.

“TÜRK EĞİTİM SEN olarak sözümüzün arkasındayız”

Bizler TÜRK EĞİTİM SEN üyeleri olarak 2005 yılından beri Kariyer Basamaklarında düzenleme yapılmasını, kıdeme dayalı bir sistemin oluşturulmasını defalarca dile getirmiş bir sendikayız. Dün ne söylediysek bugün de aynı noktadayız ve sözümüzün arkasındayız.

TÜRK EĞİTİM SEN Genel Merkezi yönetmeliğin yayınlanmasından 13 gün sonra Danıştay’a dava açarak sınav başta olmak üzere bazı hükümlerin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını istemiş olması da tavrımızın net göstergesidir.

Öğretmenlik Meslek kanunu diye sunulup, içerik itibariyle sınav yönergesinden öteye geçmeyen, iş olsun diye önümüze konulan 2 sayfalık bu yasa öğretmenler nazarında ’’bir meslek kanunu olmaktan çok uzaktır.”

Alanında ihtisas eğitimini tamamlayıp üniversiteden mezun olmuş, kpss’de başarılı olmuş, mülakatı geçmiş, adaylık kaldırma sınavında yeterliliğini ispatlamış mesleğinde yılları geride bırakmış öğretmenlerimize, meslek hayatları boyunca bir kez dahi karşılaşmayacakları eğitimler dayatma ile verilmiştir.

Öğretmenlik sınavla ölçülecek basit bir iş değildir!

Eğitim ve öğretimin en önemli parçası olan üyelerimiz elbette eğitim verilmesine karşı değildir ama mesleki eğitimin bizatihi kendisi olan öğretmenlerimizin önlerine, 12 farklı branştan, yüzlerce sayfalık not ve düşük cümlelerle oluşturulan yüzlerce saatlik video bırakıp, eğitim adı altında tamamen ezbere dayalı bir sınavın içine çekmek, gelen haklı itirazlara da, korkmayın sınav kolay olacak, 70 alırsan maaşına zam yapılacak demek, öğretmenlerimizi incitmekten, onurlarını kırmaktan, itibarlarını zedelemekten başka bir işe yaramayacaktır.  Öğretmenlik mesleği bilme değil bidiğini aktarma mesleğidir sınavla ölçülecek basit bir iş değildir.

Öğretmenin motivasyonu ve huzuru nasıl sağlanacak?

Kariyer basamaklarındaki amaç, öğretmenlik mesleğinin itibarını artırmak, öğretmenlerin yaşam şartlarını düzeltmek ise yıla ve kıdeme göre uzman ve başöğretmenlik verilerek sorun çözülmüş olacaktır. Şayet bu amaçların dışında ise eğitim öğretimin en yoğun olduğu bu günlerde öğretmen 40 kişilik sınıflarda öğrencisine mi zaman ayıracak, okul ve pansiyon nöbetlerini mi tutacak, yıllık plan ve zümre mi hazırlayacak, verilen kulüp ve rehberlik çalışmalarını mı yapacak, sınav görevleriyle mi uğraşacak, ÖBA üzerinden resen verilen seminerlere mi katılacak yoksa bunların hepsini bir kenara bırakıp 2 ay içinde uzman öğretmenlik sınavına mı hazırlanacak? Bu belirsiz amaç ile öğretmenin motivasyonu ve huzuru nasıl sağlanacak?

Buradan tekraren hatırlatmak istiyoruz; öğretmenlik mesleği zaten kanunda ihtisas mesleği olarak ifade edilmişken, çıkarılan kanunda bile uzman/baş öğretmenlik ayrımı net biçimde ifade edilmemiş ve bu öğretmenlerimizin herhangi bir görev tanımı yapılmamışken ezbere dayalı bir sınav ile kariyer basamakları belirlemenin ne faydası olacaktır. Öğretmenlik meslek kanunu bu haliyle çalışma huzurunu ve iş barışını bozacaktır, öğretmenler arasında ayrışmaya yol açacaktır. Kanun yeniden düzenlenmelidir. Aksi takdirde öğretmenler odasına nifak girmiş, günden güne artan veli baskısına bir yenisini ekleyip öğretmenlerimiz tercihe sunulmuş olacaktır. Ayrıca bu ünvanlardan elde edilen ücret farklarının da “eşit işe eşit ücret” ilkesine aykırı olacağını hatırlatıp ülkemizin irfan ordusu olan öğretmenlerin ünvana değil, insanlık ve meslek onuruna yakışan bir itibara ihtiyacı olduğunu, buradan hatırlatmak istiyoruz.

TÜRK EĞİTİM SEN olarak teklifimiz de fikrimiz de 2005’ten beri aynıdır; Nitekim 8 Aralık 2021 tarihinde yine tam bu noktada, Hiç kimse meydanda değil iken bu düşüncelerimizi ifade etmiştik. Bugünde ifade ediyoruz, yarında ifade edeceğiz.

“Meslekte 10 yılını dolduran uzman öğretmen, 20 yılını dolduran baş öğretmen olmalıdır.” demiştik ve bu iş düzelene kadar da söylemeye devam edeceğiz.

Eğitim çalışanlarının faydasına olan hiçbir konuda geri durmayacağız, mücadele etmekten yılmayacağız, baskılarla yıkılmadık, yıkılmayacağız. Başaracağız.

Basın bildirimize Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün  "Eğitimdir ki bir milleti; ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.” Sözleri ile son verirken; Türk Milleti’ni özgür, bağımsız ve muasır medeniyetler seviyesine çıkaracak yeni nesillerin, öğretmenlerin eseri olacağını vurguluyor, Öğretmene, eğitim çalışanlarına verilen değerin, eğitime ve ülkenin yarınlarına verilen değer olduğunu da bir kez daha belirtiyoruz.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner165

banner164