Duru Medya Grubu Nefes Gazetesi, Haber24, ve Haber41 Genel Yayın Yönetmeni, radyo ve televizyon programcısı Uğur Gencer'in köşe yazısı. "Meslek Sahibi Çok, Mesuliyet Sahibi Az"
Toplumları ayakta tutan şey unvanlar değildir; sorumluluk duygusudur. Çünkü kartvizit makamı gösterir; karakter ise o makamın hakkının verilip verilmediğini.
Her görevin ardında bir insan vardır. Meslek aynı olsa da birinin hızı umut olur, diğerinin gecikmesi ise mağduriyet. Kurumlar, makamlar ve unvanlar değil; sonuçları belirleyen insanın kendisidir. Yolunuz; güven inşa eden, yol gösteren, tez canlı, bilgi ve tecrübesini çözüme dönüştüren, varlığıyla değer, enerjisiyle güç katan insanlarla kesişsin.
Hayatın hemen her alanında aynı gerçekle karşılaşıyoruz. İyi insanı, işini hakkıyla yapanı arıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, ne iş olursa olsun, ağırkanlı ve sorumluluktan uzak birine denk gelirseniz zaman da kaybedersiniz, hak da kaybedersiniz.
Bir valinin vereceği karar sadece bir evraka atılan imza değildir; bir şehrin kaderine yön verebilir.
Bir kaymakamın ihmali ya da geciken kararı, bir ilçenin gelişimini yıllarca geriye götürebilir.
Bir milletvekilinin duyarsızlığı veya ihmali, temsil ettiği şehrin hak ettiği yatırım, hizmet ve fırsatlardan mahrum kalmasına neden olabilir. Güçlü sesi ise milletin hakkının kürsüdeki teminatıdır.
Bir savcının masasındaki dosya sadece evrak değildir; bir vatandaşın adalet beklentisidir.
Bir hâkimin vereceği karar sadece bir dosyanın kapanması değildir; adaletin tecellisidir.
Bir emniyet müdürünün ya da jandarma komutanının kararı sadece bir imza değildir; toplumun güvenliğidir.
Kolluk kuvvetlerinin, savcının talep ve talimatlarını zamanında yerine getirmesi, soruşturmanın etkin ve hızlı ilerlemesini sağlar. Bazı soruşturmalarda geciken tek bir adım bile telafisi güç sonuçlara yol açabilir. Sebebi personel eksikliği, iş yoğunluğu, UYAP kaynaklı sistem sorunları veya teknik aksaklıklar olsun; geciken her işlem adaletin tecellisini de geciktirebilir.
Bir belediye başkanının ve ekibinin ihmali, sadece hizmeti geciktirmez; ilk yağmurda şehri felç eder, canları tehlikeye atar, gözyaşlarına sebep olur. Çünkü akıl, felaket gelmeden önce tedbir arar; ihmal ise felaket geldikten sonra sebep arar.
Bir doktorun geciken müdahalesi, bazen bir hayatın kaybına neden olabilir. Kimi zaman ise zamanında alınamayan bir randevu, teşhis ve tedavi sürecini geciktirerek hastalığın ilerlemesine yol açabilir. Çünkü sağlık hizmetlerinde geçen her dakika, bazı durumlarda hayati önem taşır.
Bir hemşirenin ihmali, telafisi olmayan sonuçlara yol açabilir.
Bir öğretmenin isteksizliği, bir neslin ufkunu daraltır.
Bir memurun masasındaki gecikme, vatandaşın hayatında mağduriyete neden olur.
Bir müteahhidin hatalı uygulaması, ihmali veya açgözlülüğü insanların canına mal olabilir.
Makam büyüdükçe sorumluluk da büyür. Geciken her karar, eksik atılan her imza ve ertelenen her görev, bir insanın, bir ilçenin ya da bir şehrin geleceğinden çalar. Çünkü kamu görevi mesai doldurmak değil, millete emanet edilen sorumluluğu taşımaktır.
İşte bu yüzden mesele makam değil, mesuliyettir.
Görevin adı değişir ama sorumluluğun ağırlığı değişmez.
Ne yazık ki günümüzde bazı insanlar işi çözmekten çok anlatmayı seviyor. Sorunu ortadan kaldırmak yerine gerekçe üretmeyi tercih ediyor. Oysa vatandaşın bahaneye değil, çözüme ihtiyacı var. İnsanlar artık süslü cümlelerden değil, sonuçlardan etkileniyor. Çünkü hayat beklemiyor.
Bu nedenle toplumun her alanında ihtiyacımız olan kişiler; bahane üretenler değil, çözüm üretenlerdir. Koltuğunu makam olarak görenler değil, emanet olarak görenlerdir. Sürekli konuşanlar değil, gerektiğinde konuşup işini yapanlardır.
Unutmayalım:
"Meslek insana ekmek kazandırır, mesuliyet ise itibar kazandırır."
İnsanlar sizi unvanınızla değil, dokunduğunuz hayatlarla hatırlar. Ardınızdan söylenecek en büyük övgü şudur:
"İşini zamanında yaptı, hakkını verdi ve bulunduğu yere değer kattı."
Çünkü her görevin ardında sizden medet uman bir insan vardır.
"Meslek görev verir, mesuliyet ise o görevin hakkını vermeyi emreder."
"Meslek sahibini diploma belirler; mesuliyet sahibini ise vicdan ve karakter."
Geciken adalet, adalet değildir.
Geciken hizmet, hizmet değildir.
Geciken karar, çoğu zaman fırsatın kaybıdır.
Ağırkanlılığın bedelini çoğu zaman işi yapan değil, işi bekleyen öder.
Bazı işler geç yapıldığında eksik kalmaz; tamamen anlamını yitirir. Çünkü vatandaş beklemez, fırsat beklemez, hayat beklemez. Makamlar gelir geçer; geriye insanların hayatına bıraktığınız iz kalır. Hayat, unvanları değil, sorumluluğunu yerine getirenleri hatırlar. Meslek sahibi çoktur; mesuliyet sahibi ise ne yazık ki azdır.
Kalın sağlıcakla.