Bakalım adaletin tanımı nedir?
Adalet: Adalet, hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi anlamına gelir. Haklı ile haksızın ayırt edilmesi adaletle sağlanır. Adalet kavramı temelde hukuk kurallarına uygunluğu içerir.
Adalet öyle basit bir kelime falan değilmiş...
Adalet yukarıda da yazdığı gibi bir kavramdır.
Yani adaletli olmak, adil davranmak öyle cümle arasında falan "iş olsun, beri gelsin" diye zikredilen bir kelime değildir.
Adaletin bir kelime anlamı vardır.
Herkes adaletli olamaz, herkes adaletle hükmedemez...
Asıl olan bir hükümdar olmak değil, asıl olan adaletli bir hükümdar olmaktır.
Herkes hükümdar olabilir, ancak adaletli bir hükümdar olamaz...
Adaletli bir hükümdar, kendi menfaatlerini elinin tersiyle itmeyi başarmış, nefsini kontrol altına almış ve adaleti sadece kendisi ya da yakınları için değil, hükümdarı olduğu herkes için en iyi şekilde uygulayabilecek bilgi, tecrübe ve birikime sahip olan bir insandır.
Bu özelliklerin bir teki bile o hükümdarda eksikse o hükümdar, hükümdar değil, sadece "kendi" çıkarları için insanların hakkına giren bir insan olur ve tarih o hükümdarı asla ama asla affetmez...
-Günümüz şartlarında gerçek manada adaletle hükmeden kaç hükümdar var?
-Bu sorunun cevabını oturup düşünsek, sonuca ulaşır mıyız?
Kim bilir, belki ulaşırız belki ulaşamayız...
Ama sonuç ne olursa olsun düşünmek önemlidir...
İnsanı diğer canlılardan ayıran en büyük özellik, düşünme ve düşündüğü söyleyebilme özelliğidir...
Zira Anayasamızın ilgili maddeleri gereğince fikir ve düşüncelerimizi açıklama özgürlüğüne sahibiz...
Bakınız o maddeler hangi maddeler ve o maddeler de ne diyor;
VII. Düşünce ve kanaat hürriyeti
MADDE 25. – Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.
VIII. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti
MADDE 26. – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/9 md.) Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
(Üçüncü fıkra mülga: 3.10.2001-4709/9 md.)
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
(Ek: 3.10.2001-4709/9 md.) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.
Anayasamızda'da görüldüğü üzeredir ki insanlar düşünme ve düşüncelerini serbestçe açıklama hakkına sahiptir.
-Şimdi düşünün, günümüz şartlarıda kaçımız bu maddelerde yazdığı kadar özgürüz?
-Hangimiz, düşüncelerimizi rahatlıkla her alanda dile getire biliyoruz?
-Bunu yaptığımızda, korkarak mı yapıyoruz?
-Çeşitli mekanlarda (kahvehane, çay ocağı vs.vs.) gibi yerlerde konuşurken konuşmalarımıza dikkat ederek mi konuşuyoruz?
-Konuşurken, daha doğrusu düşüncelerimizi açıklarken rahat bir şekilde bunu yapabiliyor muyuz?
-Daha açık bir dille ifade etmek gerekirse, düşünürken ve düşündüklerimizi dile getirirken "acaba ben bunu söylesem mi ya da ya ben bunu söyledim ama başıma birşey gelir mi?" şeklinde endişelerimiz oluyor mu?
- "Düşünce ve fikirlerimi açıklarsam, mahkemelere düşer miyim?"
-Şeklinde soruları kendinize soruyor musunuz?
-Eğer bu soruları kendinize soruyorsanız, bir yerde bir sıkıntı var mıdır, yokmudur?
İşte asıl önemli soru bu son soru...
E hadi şimdi vakit geçirmeyin ve yukarıda ki soruların tamamını kendinize bir sorun ve ortaya çıkan sonucu dahada düşünün...
KALIN SAĞLICAKLA...