Sevgili kardeşlerim, yeğenlerim,çocuklarım ve torunlarım,Ortakaya ailesinin en yaşlı üyesi olmam münasebetiyle aile fertlerimizi toplum içinde saygın bir yerde görmek beni ziyadesi ile mutlu eder. Bu, aile üyelerimizin de mutluluk sebebi olacağına inanıyorum.Konu ile ilgili bazı tesbitlerde, tavsiye ve önerilerde bulunmayı, aranızda canlı tarih örneği olarak görev addediyorum.
‘’Dününü bilmeyen yarınını doğru tayin edemez.’’
Geçmişimizi, tarihimizi, soyumuzu, sopumuzu doğru öğrenmek, özümsemek zorundayız. Kendimizi tanımalıyız. Biz kimiz? Nereden geldik, nerelerde yaşadık? Atalarımız, dedelerimiz neler yaşadılar, hangi badireleri atlattılar, hangi safhalardan geçtiler?
Bu soruların doğru cevabını vermek, asli görevlerimizden olmalıdır. Dün dedelerimiz, babalarımız vardı. Bu gün bizler baba ya da dede konumundayız. Yarın ise biz olmayacağız. Çocuklarımız ve torunlarımız yeni babalar, dedeler konumuna gelecekler. Bu devridaim dünya var oldukça devam edecektir. Önemli olan bu kubbede hoş bir seda bırakmaktır.
Atalarımızın Bağdat’tan gelerek Çelebibağ’a yerleştiğinin, Osmanlı’nın uç beyliği görevini yürüttüğünün, dönemin öncü ve önemli şahsiyetleri olduklarının bilincinde miyiz? Bilmiyenimiz varsa, bilsin. Zararın neresinden dönülürse, kârdır.
Geçmişimizi, soyumuzu, sopumuzu öğrenmek lüzumlu ve şarttır. Ne idüğü belirsiz, karanlık sülalelerden değiliz. Müslümanlara öncülük de yapan ağa soyundan geliyoruz. Veren el olmuşuz. Daima mazlumun yanında, zalimin karşısında durmuşuz. İslam’i ve insani anlayışla yetişmiş, Kur’an’ı rehber edinmişiz. Osmanlı yıkılınca biz de darbe almış, darmadağın olmuşuz.
Ülkemize musallat olan ve hakimiyeti eline geçiren siyonist anlayış, doğal olarak temiz ailemize rağbet etmemiş, kendi yolunu benimseyen yeni gözdelerle iş tutmuştur! İşin doğrusu yeni yönetimle iş tutmaya onurlu, müslüman dedelerimiz de sıcak bakmamışlar. Ona, yabancı muamelesi yapmışlardır.
Bu gün Gazze’de yaşananların aynısını müslümanlar yüz yıl önce Türkiye’de yaşadılar. Darmadağın oldular, yoksullaştılar, herkes kendi canının derdine düştü. O dönem yaşananların farkında olmayı, özümüze dönmek için çaba harcamayı yüce Allahın bir lütfu olarak düşünmeliyiz. Kim olduğumuzu, neler yaşadıklarımızı, insanlığa ve İslam’a olan borcumuzu, nasıl bir konuma gelmek istediğimizi tüm Ortakaya fertlerinin bilmesini ve unutmamasını isterim.
Gurur duyduğumu da söyleyerek bir tesbitimi paylaşmak isterim. Son dönem, aile birliğimizin gelişmesi, güçlenmesi, beraberlik, yardımlaşma ve dayanışma anlayışının kurumsal ilk adımı, kendisini rahmetle andığım değerli ağabeyim Muzaffer Ortakaya ve çocukları tarafından atılmıştır. Ahmet ve Mehmet Ortakaya öncülüğünde başlatılan organize ve uzun soluklu ticari bir faaliyet var ve adı da KAYRA’dır.
Önemli olan nokta, Kayra ticari temelleri olmasına rağmen, sülalemizin geçmişi ile orantılı olarak, ahlaki temeller üzerine inşa edilmiştir. Dürüstlüğü, güveni, saygı ve sevgiyi, İslam’i ve insani değerleri öncelemeyi ilke edinmiştir.
Bu oluşum şu bakımdan çok önemlidir. Kayra, yeni Türkiye’nin hergün çarşaf çarşaf ortaya saçılan torpil, kayırma, rüşvet, ahlaksızlık, fuhuş, uyuşturucu temelli yaşam ve yaklaşımlarına zerre rağbet etmemiştir. Alınteri ve haketme, hakkını verme, haksızlıktan kaçınma, Hak’tan sapmama, dürüstlük, çalışkanlık, yenilik ana ilkeler olmuş ve müslümanlara yakışır bir kurum oluşturma hedeflenmiştir.
Coğrafyamızdaki büyük dengesizliklere ragmen kuruluşundan beri gelişerek, istikrarlı bir şekilde yürüyüşüne devam eden Kayra, Ortakaya ailesinin sosyal anlamda da gelişmesine, birlik ve beraberliğine katkı sunmaktadır. Bu amaçla değişik vesilelerle birlikte olma, kaynaşma ve samimiyetin gelişmesi için sık sık farklı organizasyonlarla aile ilişkilerinin sıcak tutulması sağlanmakta, aile bireylerinin dertleri ile dertlenmeye, sevinç ve mutlulukları ile de mutlu olmaya çaba gösterilmektedir. Bu değerli bir duruştur. Bu yaklaşım her Ortakaya ferdi tarafından benimsenmeli, olmazsa olmazlarımızdan kabul edilmelidir. Kardeşlik, beraberlik, dayanışma anlayışını daha yukarılara taşımayı her birey görev olarak benimsemelidir.
Daha önce kendi çocuklarım için yazmış olduğum "ÇOCUKLARIMA VASİYETİMDİR, VASİYETİM ANLAYIŞIMDIR" başlıklı yazımı da bu yazıma ekliyorum. Hepinizin okuyup içselleştirerek vasiyetime sahip çıkmanızı önemle rica ediyorum.
Değerli ailem, kardeşlerim, çocuklarım, torunlarım darken bu, sadece kendi çocuklarımı kapsamıyor, tüm Ortakaya ailesinden bahsediyorum. Ortakaya ailesinin yakın akrabaları da mevcuttur. Onları da ihmal edemeyiz. Onlar da canlarımızdan birer parçadırlar. Kız alıp vermişiz. Yeğenlerimiz de, dayılarımız da ailemizin parçasıdırlar.
Yaradana şükürler olsun geniş ve pırıl pırıl bir aileye mensubuz. Ailemiz gelenek, görenek, örf ve adetlerini İslam’i ve insani bir anlayışla devem ettirmektedir. Bu duruş değişmemeli, asaletine uygun gelişerek devam etmelidir. Bunu gözetmek, İslam’ın ve Osmanlı’nın uç beyliğini ve önderliğini yapan dedelerimizin huzur içinde yatmasına, çoluk-çocuğumuzun her tarafa musallat olan küfür ve ahlaksızlık bataklığından korunup kurtulmasında elbirliği edilmesine ve ülkemizde olsun, dünyada olsun Hak’kın galip gelip kardeşliğin gelişmesine katkı sunacağına yürekten inanıyorum..
Selam, sevgi ve saygılarımı sunarım.
İDRİS ORTAKAYA
ÇOCUKLARIMA VASİYETİMDİR
Sevgili yavrularım, sizleri çok seviyorum.
*Elimden geldiğince iyi bir baba olmaya çalıştım.
*İyi kötü günleri birlikte yaşadık.
*Sizleri mutlu ve sağlıklı görmek benim tek dileğimdir.
*Eksikliklerimiz, yanlışlarımız olmadı mı? Elbette olmuştur.
*Ancak iyilik ve güzelliklerimizin daha fazla olduğunu düşünüyorum.
*Allah sizleri ve yavrularınızı korusun.
*Yavrularınızı iyi birer insan olarak yetiştirmenizi arzu etmekteyim. Bana göre paradan, maldan, mülkten daha değerli olan bir anlayışımı sizlere ve yavrularınıza mirasım olarak bırakıyorum.
*Bu mirasımı da sahiplenmenizi rica ediyorum.