Ne kadarda yardakçı, işbirlikçi, kişiliksiz bireyler var bu ülkede. Kaç gündür hikayeden bir Amerikalı Hint asıllı savcı hikayesi tutturmuşlar müstemleke ülkesi gibi habire şikayetler övgüler tehditler aba altından sopa göstermeler.

Ayıp ya yakışıyor mu size bize Amerikan savcısının binlerce Kızılderili, yerli, siyah derilinin katledildiği suçları daha orta yerdeyken övgülerle göklere çıkartılma yarışı. Hele bir kendi ülkesinin zulmünü yargılasın.

Amerika’nın suç dosyaları düşündüğümüzden çok kabarık. Daha kanlar kurumadı Küba da Vietnam da Afganistan da Irakta şimdi Suriye’de devam etmiyor mu.? O savcınız hele bunlara bir dava açsın. Sonra oturup konuşalım.

Kendi ülkenizde terör tehditleri sürmüyor mu? Birde efendim hedef şuymuş asıl buymuş diye senin en önemli makamın zedelenmek isteniyor. Cumhurbaşkanlığı makamın zedeleniyor. Ülken ayaklar altına alınıyor.

Vatan hainliğinin bu derecesi kasıtla bu meseleye yaklaşan yabancı ülke ajanlarıyla hareket eden birtakım kişiler. İşbirlikçiler yani. En tehlikeli yerli işbirlikçiler. Düşman belli ortada ama bu sinsi işbirlikçiler arada ortaya çıkıyor yabancı devletlerin burada ki sözcülüğünü yapıyorlar. Bize de susmak düşüyor bunca çirkin çığırtkan güruha karşı.

Bu işbirlikçiler Afrika’da vardı Ortadoğu da vardı Osmanlıda daha çoktu. Ama şimdi görüyorum ki Türkiye de daha çok var.

Şimdi Amerikan kolejlerinden son üç yüz yılda yetiştirilen binlerce işbirlikçi yetiştirildiği üzere gereğini yapıyor ve ülkesini Amerika ya Avrupa’ya muhbirli yor.

Kendi ülkesini aşağılıyor. Bir Amerikalı savcı hikayesidir tutturup gidiyor. Sos lu kremalı yok lokum yok kebap yer miymiş bu kadar aşağılık bir duruşu işte üç yüz yıllık bir çabadan sonra görebiliyoruz. Yerli işbirlikçilerle.

Osmanlının paşalarının çoğu da bu kolejlerden yetişmişti. Onlarda memleketin altını oyma konusunda gereğinin yaptılar .Sahiplerinin istediği şekilde naralar attılar salyalarını  akıtarak hizmet verdiler yabancı odaklara.

Şimdi yine aynı cendereden geçiyoruz. İşlerimizi kendi içimizde halledelim.

Ülkesinin kurtuluşunu yabancı ülke savcılarına ve kuruluşlarına yükleyen bir zihniyeti anlamak mümkün değil. Anlatabilmekte mümkün değil. Ne işimiz varsa kendi  içimizde ülkemizde demokratik şartlarda  halledelim.

Bugün Amerikan savcısını göklere çıkaran methiyeler düzün .Yarın size Ülkenize tecavüzde gecikmezler merak etmeyin. Sıra sizde.

Afrika da Ortadoğu da kendi içinde yerli Kızılderili meselesinde kara derililerin paramparça edilmesinde hep böyle başladı. Her türlü zulüm işkence ölümler yaşatıldı masum suçsuz insanlara.

Bizim yeterince namuslu dürüst Hâkim Savcımız var. İşimiz Amerika ya kalmadı.

Kendi ülkemdeki yargıya Hâkim Savcılara aşağılama olarak algıladığım bu meselenin Ülkemiz nezdinde  itibarsızlaşmaya yol açacağını da unutmayalım.

Ülkenizi aşağılamayın. Aşağılatılmasına da izin vermeyin.                                                                                                                       
O Savcı
kendi ülkesinin yaptığı zulümlere dava açabiliyor mu? Yok.

O Savcı Suriye de ölen binlerce masum çocuğun hangi ülkenin bombalarıyla öldüğüne dair dava açabilir mi? Yok. Çapı yetmez.

O Savcı Irakta binlerce insana tecavüz edildi dava açabiliyor mu? Yok

Neden? Maça yemez. O Savcınızın çapı yetmez. Gücü yetmez  kanın hesabını sormaya.

O Savcı Filistin de Afganistan da akıtılan masum kanların hesabını sorsun çapı yetiyorsa. Daha Fas ,Tunus, Cezayir, Libya’nın masum çocuklarının kanı kurumadı.

Hele yiğitse ; er meydanını biliyorsa buyursun, açsın davayı  gücü varsa.
Ama gün gelir senin ülkenin Savcısı  Hakimi bu yapılan zulümlerin hesabını zalimlere sorar bir gün unutma.

Kendi ülkende bir banka kara listeye alınsın diyecek kadar vatan haini olmuşlar.

İran’a ambargo varken Amerika’nın İran’dan petrol almayı sürdürmesi ve silah satmasına dava açsın sizin o Hint asıllı Amerikalı  Savcınız.                                                                              
Sizin savcınız diyorum. Bizimkiler adaletten şaşmayacak kadar inançlılar.

Benim ne olursa olsun Savcılarıma  Hakimlerime güvenim tam. Gün gelecek benim Savcım Vahşi batının zulümlerinin de, akıttığı masum çocukların kanının da, bunlarında hesabını soracak sizin gibi hainlerden kurtulabilirsek.

Bakınız anımsama defteri sayfa 33 İrangate . Okumuş yazmışınız bilir.

Vatanını yabancılara peşkeş çeken gazetelere, dergilere, internet, habercilerine yazar çizerlere yazıklar olsun.

İran’a ambargo varken ;İran’a silah satan, petrol satan bir ülkenin savcısı İran’la ilgili, konuda dava açmış .Kendi koyduğu ambargo sırasında.

Ha ha ha güldürmeyin beni,