* ‎Her akşam Eskihisar’ın meşhur köftecisi Süleyman Usta’nın köftecimekanında hem denize karşı karnımızı doyurur, hem de günün yorgunluğunu denizin dalgalarıyla birlikte üzerimizden atardık. Orada tanıdım Mustafa Cömert’i, namı diğer benim taktığım isimlerden olan izdivaççı, ortak, tesbihçi v.s. v.s.
Her akşam oradadır, aynı sandalyede, gözleri Esra’nın İzdivaç programında, yorumlar yapar sürekli, kendisi hiç evlenmemiş, başkalarının evlenme çabalarına biraz da özlemle odaklanmış sanki. Sonra tavuk yer, altı parça ızgara tavuğu bir ekmekle yiyerek bir günlük yiyecek ihtiyacını karşılar.
Bana izlemediğim izdivaç programından hararetle bahseder, şu şununla şu sebeble evlenmemiş, aslında dinlemiyordum ama anlatmasındaki heyecanı da söndürmek istemediğimden dinliyor ve ilgileniyor gibi yapıyordum.
Şimdi her akşam gidiyor ve onun oturduğu sandalyenin boş olduğunu görüyorum, ne zamana alışırım yokluğuna bilmiyorum, bilirsiniz bazı insanlar hayatınızın odağında değil de kıyısından tutunmuşlardır size, işte öyle tutunmuştu bana tesbihçi Mustafa Cömert ya da ben ona tutunmuştum bilmiyorum. Bildiğim tek şey bu hayatınızın kıyısındaki insanların aslında bir süre sonra gelip de merkeze yerleşmeleri. Farkında olmadan gelip oturuveriyorlar başköşeye. Mustafa Cömert’e hayat hiç acımamıştı, o da hayatı acımadan yaşamaya alışmıştı. Soğuk kış akşamlarında Süleyman Usta’nın yerinde Eskihisar daha bir sıcaktı bu insanlarla. Süleyman Amca da arada gelir sohbetlere bal şeker eklerdi.
Çay içerdik biz sonra hep birlikte, yediğimiz yemeğin ağırlığını alsın diye günün yorgunluğuyla beraber. Sonra illa satacak bir şeyleri vardı onun, bazen eski bir saat çıkarırdı cebinden 3 tl ye verirdi bana, 3 gün tak sonra atarsın denize derdi. Bilirdim ısmarladığım tavuğu yemezdi ama böylece tavuk parasını vermiş olurdum aslında, o da yardım için değil de kazandığı parayla gönül rahatlığıyla yerdi yemeğini. Hatırı olsun diye de takardım o saati bir iki hafta kolumda, görür sevinirdi. Bazen de bir tesbih çıkarır, 150 TL’den başlattığı pazarlığı 5 TL’yle bitirirdi. Eğlenirdik birlikte aslında.
Geçen akşam yine gittiğimde her zaman oturduğu sandalyesine baktım duvara astığımız fotoğrafına baktım, bir fatiha okudum. O’nu kaybedeli 5 yıl oldu. Hayatımın kıyısında sandığım ama başköşeye oturttuğum Mustafa Cömert şu anda Pelitli mezarlığında 100 no’lu mezarda yatıyor.
Yalnız yaşadı, yalnız öldü bir ismi bile yok mezarında şimdi. Hayat böyle bir şey galiba… O’nun gibi mutlu yaşamışsanız mezarınızda isminiz olsa ne yazar olmasa ne yazar.
 
Not: Bayram tatilinde kısa bir mola… Okulların açıldığı hafta yazılarımla yine sizlerle olacağım. Şimdiden iyi bayramlar diliyorum.