Bilindiği gibi seçimlerin ardından, TBMM Başkanlığı seçimi yapılmış, sonrasında ise MHP kendi adayı olan ve daha önceki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP ile MHP'nin birlikte desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlunu aday göstermişti.
CHP ise eski genel başkanı olan ve hakkındaki kaset nedeniyle CHP genel başkanlığından istifa etmek zorunda kalan Deniz Baykal'ı aday göstermişti...
MHP'nin adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, seçimin ilk turunda elenmiş ve ikinci tura AKP ve CHP adayları devam etmişti...
Seçimin ikinci turunda MHP rey kullanmamış, neticede AKP adayı olan Kahraman TBMM Başkanı seçilmişti.
Tüm bu olanların ardından CHP saflarından, MHP saflarına tepkiler olmuş, bu durum parti tabanına kadar yayılmış ve CHP, MHP lideri Bahçeliyi sürekli olarak TBMM Başkanlığı nedeniyle çok fazla eleştirmişti.
CHP bunu yaparken de MHP'nin içerisinde de çok azda olsa Bahçeli ve MHP grubununu TBMM Başkanlık seçiminde rey vermediği için eleştirenler de olmuştu.
TBMM Başkanlığı seçiminden evvel ise CHP eski genel başkanı Baykal, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından makama davet edilmiş, Baykal ise bu davete hicabet etmişti.
Yine o dönemlerde, MHP Genel Başkanı Bahçeli, Baykal'ın Cumhurbaşkanı'nın davetine hicabet etmiş olmasını "Sayın Baykal'ın TBMM Başkan adayı olarak seçimden önce Sayın Cumhurbaşkanı ile kapalı kapılar ardında görüşmesini doğru bulmuyorum, Baykal, Sayın Cumhurbaşkanı ile kapalı kapılar ardında ki görüşmede ne konuşulduğunu derhal kamuoyuyla paylaşmalıdır" sözleriyle eleştirmişti.
Bu eleştirilere ise Baykal "Sayın Cumhurbaşkanı ile yapmış olduğum bu görüşme benimle mezara kadar gidecektir" sözleriyle cevap vermişti.
Bu sözlerin ardından ise MHP, Deniz Baykalı TBMM Başkanlığında desteklememe kararı alarak kendi adayınıçıkartmıştı.
Durum özetle böyleydi TBMM Başkanlığı seçiminde...
Şimdi gelelim daha önce Bahçeliyi eleştiren CHP yönetimlerine...
Daha düne kadar MHP lideri Bahçeliyi ağır sözlerle eleştiren CHP yönetimleri şimdilerde Baykal'ı yerden yere vurur hale geldiler...
Burada konu Baykal'ın Suriyede ki terör unsurları hakkında ki açıklamaları değil elbette...
Burada konu, CHP'de Baykal'ın fikir ve düşüncelerini sesli olarak dile getirdiği için Baykala karşı CHP yönetimleri ve tabanı tarafından yöneltilen eleştiriler...
Üzülerek ifade etmeden geçmek istemiyorum...
Her ne hikmetse bizim ülkemizde ki siyasette insanlar bir konu hakkında ki fikir ve düşüncelerini sesli olarak dile getirdiklerinde yerden yere vuruluyorlar...
İyi de Baykal daha önce CHP Genel Başkanıydı ve CHP tabanı ve yönetimleri tarafından çok sevilen bir kişilikti.
Şimdi ne olduda, CHP'nin içerisinde bu kadar sevilen bir lider, fikir ve düşüncelerini, dile getirdiği için yerden yere vurulur oldu?
Ne oldu CHP içerisinde sürekli olarak ifade edilen ileri demokrasi?
Rafa mı kalktı?
Benim bildiğim CHP, gayet objektif bakış açılarına sahipti...
Ne oldu şimdi o objektiflik?
Kayıp mı oldu?
Son olarak ifade etmeden geçmek istemiyorum...
Bende şahsen Deniz Baykal gibi düşünüyorum...
Zira Türkiye öyle bazıülkeler tarafından sanıldığı kadar basit bir lokma falan değil...
Türkiye, M. Kemal Atatürk gibi bir dehanın kurduğu ve temelleri son derece sağlam olan, her yerde ve de her halukarda sözü geçen son derece büyük bir ülke...
Bunun tersini düşünen hayatının en büyük hatasını yapar...
Türkiye elbette ki uluslar arası angajman kurallarının kendisine verdiği hakkı sonuna kadar koruyacaktır ve korumalıdır...
Bunu ne çökmek üzere olan AB, ne yozlaşmış ABD ne de o kendisini çok fazla yükseklerde gören Rusya engelleyemez ve engelleyemeyecektir de...
Ülkemiz topraklarına yapılacak olan her kalleşçe saldırının bedeli Türkiye tarafından bu saldırıyı yapan kalleşlere misliyle ödettirilmelidir...
Lakin; "Türkiye, ülkelerini terk etme cürretinde bulunan ve çil yavrusu gibi sağa sola dağılan Suriyeliler için, tek bir evladının dahi hayatını tehlikeye atmamalıdır..." Şeklinde düşünüyor ve fikrimi bu yönde ifade ediyorum...
Bu milletin tek bir evladının bile başkaları için şehit olması beni derinden üzer...
Şimdi yazacaklarımı ise genelleme yaparak yazıyorum...
Herhangi bir milleti hedef falan almadan yazıyorum yani...
Herkes kendisine ait topraklardan sorumludur ve kendisine ait olan toprakları korumakla yükümlüdür...
Topraklarını korumadan kaçmak ve topraklarını kendilerinin adına başkalarının korumasını tercih eden her millet, bu dünyanın üzerinden yok olmakla yükümlüdür...
Türk milleti, tarih boyunca her daim kendisine ait olan toprakları korumuş ve bu topraklar için canından geçmiş bir millettir...
Bu hep böyle olmuştur ve emin olunsun ki her Türk vatandaşı, yaşamakta olduğu toprakların yani vatanının uğruna tarihte de olduğu gibi canını vermekten çekinmez ve çekinmeyecektir de...
Ama hiçbir Türk vatandaşı, topraklarını korumak yerine, kaçan milletlerin uğruna canını vermemelidir...
"Son dönemlerde bazı dizi film ve filmler de sürekli olarak, savaş algısı yapılmakta, başka bir değişle de milletimiz savaşa hazırlanmakta..." kanaatindeyim...
Unutulmamalıdır ki; bu millet vatanı için herşeyi göze almış bir millettir...
Fakat kendi vatanı için herşeyi göze almış olan bir millettir...
Başkalarının vatan sahibi olabilmeleri için değil...
Hiç kimse ama hiç kimse bu milletin evlatlarını vatanını savaşmadan terk edenlerin vatanını korumaya zorlayamaz ve yükümlü tutamaz...
Gerek sosyal medyada ve gerekse de bazı basın ve medyalarda, sürekli olarak savaş algısı yapılması ve bu milletin evlatlarından, vatanlarını korumadan terk edenlerin vatanlarını koruması algısı yapılmamalıdır...
Zira bu ülkenin evlatlarının canı tüm dünya nüfuzundan daha değerlidir...
Yani, bu vatanın evlatları, her milletin evlatlarından daha değerlidir...
Bunun tersini düşünen ve başkalarının vatanı için bu vatanın evlatlarının canını hiçe sayanları emin olunsun ki ne tarih ne de bu millet asla ama asla affetmez...
 
KALIN SAĞLICAKLA...