Bir ara terkedilen ancak son dönemlerde herkesin kullandığı tabirle “Dibine kadar” gömülen Hamaset dolu siyaset sebebi ile Türk milleti ne yapacağını, nereye gideceğini bilemez bir noktada kala kalmış durumda.
Gerçek dünyada bambaşka hadiseler  varken Hamaset dolu siyasetin kucağına düşen vatandaşlarımız belki de yapı olarak ikinci şıkka yani hamasete biraz daha yatkın olunca siyasetçi de ister istemez ayağına gelen bu pası gol yapmaktan bir an bile geri kalmıyor.
 03 Kasım 2002 tarihinde iktidara gelen AK Parti DSP-MHP-ANAP hükümeti sonrası ilk dönem özellikle “AB’ye gireceğiz” şeklindeki propaganda ve o noktada yaptığı siyaset ile vatandaşa umut veren pir iktidar profili çizdi.
Özellikle ekonomik alanda birbiri ardına yapılan reformlar dolayısı ile zor durumda bulunan vatandaşın her alanda rahatlaması adına atılan adımlar ve atılan adımlar ile birlikte “AB ile tam uyumlu çalışacağız Türk insanının da AB ülkelerinde yaşayan vatandaşlar gibi iyi bir hayat sürmesi adına elimizden gelen bütün gayreti sarf edeceğiz” şeklindeki siyaset Türk insanına gerçekten umut olmuştu.
Türk insanı öteden beri yüzünü sürekli Batıya dönmüş olsa bile aklından bir türlü çıkartamadığı “Ortadoğu kafası” yüzünden bir türlü siyasetini netleştiremiyor böyle olunca da yanlışı-doğruyu oldum olası ayırt etmekte güçlük yaşıyor.
Hatırlayanlarınız vardır o dönemlerde yani AB’ye giriş sürecinde açılan fasıllar dolayısı ile başkent Ankara’da gündüz saatlerinde “Artık AB’ye giriş sürecinde ilk adım attık bundan sonra o ülkelerdeki gibi rahat bir hayat yaşayacağız” diye havai fişekler atılmış sevinç gösterilerinde bulunulmuştu.
İşler bu noktada son sürat giderken birden bire yukarıda sözünü ettiğimiz o “Ortadoğulu kafa” birden bire yeniden nüksetti, AB ülkelerinde yaşayan insanlar gibi bir hayat sürmek adına yapılan aslında yavaş yavaş netice alınabilecek noktaya gelen faaliyetler “Ortadoğu’nun Efendisi olacağız, Osmanlıyı yeniden geri getireceğiz” denilerek anında terkedildi.
Türk insanını rahatlatacak ekonomik ve sosyal noktada bir üst basamağa çıkartacak olan AB ile ilgili çalışmaların bitmesi ve bizi şu an işin içerisinden çıkılamaz belalar ile karşı karşıya bırakan süreç “Suriye’nin başkenti Şam’daki Emeviye camisinde Kurban bayramı namazı kılacağız” ifadesidir ve bu ifadeden sonra dikkat edin o gün bu gündür saplandığımız Ortadoğu bataklığından bir türlü çıkamıyoruz.
İçerisinde bulunduğumuz günlerde artık taraflı tarafsız herkesin kabul edebileceği gibi tam anlamı ile Ekonomik ve siyasal bir kriz yaşıyoruz, dikkat edin bir zamanlar birbiri ardına Avrupa ülkelerinin başkentine yapılan ziyaretlerin yerinde yeller eserken şimdi Somali’de, Gana’da ve Güney Amerika ülkelerine yapılan ziyaretler ile “Dış politika” geliştirilmeye çalışılıyor.
Dış Politikada durduk yerde saplandığımız “Ortadoğu bataklığı” vesilesi ile bir taraftan “yarın sabah hangi ülke ile savaşa gireceğiz” şeklindeki soruya cevap aranırken dış politikasının direk olarak yansıdığı ekonomi alanındaki sorunlarında çığ gibi büyüdüğü hiç kimse tarafından gizlenemiyor.
Bu aşamadan sonra işlerin nasıl düzeleceği, ilişkilerin koptuğu AB ile yeniden nasıl bir araya gelebileceğimizin cevabı sanıyoruz önümüzdeki günlerde daha fazla gündem olacaktır, Vatandaşımızın içerisinde bulunduğumuz günlerdeki ekonomik sıkıntıların kaynağı da mecburen dış politikaya bağlanıyor.
Ülkenin Cumhurbaşkanı aradan geçen 14 yıl sonra “Türkiye’de yüksek faiz var bu yüksek faiz ile mücadele edilmesi lazım” diyor Memleketin Gıda Tarım ve Hayvancılık bakanı sanki sade bir vatandaş gibi “Et fiyatlarındaki yükselişin durması lazım” gibi ifadeler kullanıyor.
Siyasetçiler en acil şekilde kafa yapılarını değiştirmelidirler, Yıllar yılı kan/Gözyaşı ve ölümden başka hiç bir şeyin bulunmadığı Ortadoğu’nun efendisi olmak gibi bir rüyadan vaz geçmemiz insana insan gibi davranıldığı, hayat standartlarının en üst seviyede olduğu AB ülkelerindeki gibi bir yaşam sürmek adına yeni siyaset geliştirilmeli “Hamaset siyasetinden de “ bir an önce vazgeçilip gerçekler ile yüzleşilmelidir.
Aksi halde tren istasyondan ayrılmak üzeredir.