Bu yüzyılın bilgi çağı olmasında onun payı çoktur. Bugünkü kullandığımız teknolojinin çoğunda parmağı vardır.
Ve o öldü, hayat hikayesini okumuş ve çok etkilenmiştim.
Aynı zamanda beni çeken yanı bir bilge yönünün de olmasıydı.
Bilgece hikayeler anlatırdı konuşmalarında.
O artık yok, ama her bilge gibi bıraktığı hikayeler var geride ve bir de koskoca bilgi çağı.
Sizlere onun üniversite mezunlarına yaptığı konuşmanın birinci bölümünü geçen yazımda aktarmıştım. Bugün de ikinci bölümünü aktarmak ve onu da böylece anmak istiyorum…
“Eninde sonunda öleceğimi düşünmek, yaşamda büyük seçimler yapmama yardımcı olan en önemli etkendir.
Çünkü yaşadığımız dünyaya ait tüm beklentilerimiz, gurur, kibir, her türlü sıkıntı, başarı, başarısızlık gibi ‘bu dünyanın sözüm ona önemli işleri’, ölüm söz konusu olduğunda bir anda tüm önemlerini yitiriyorlar, sözcüğün tam anlamıyla kocaman bir “Hiç” oluveriyorlar.
Bir gün öleceğimizi unutmamak, kaybedeceğimiz bir şeylerin olduğunu düşünme tuzağından kurtulabilmemiz bildiğim en gerçekçi yöntemdir. Yaşamınızda, yüreğinizin götürdüğü yere gitmemeniz, yüreğinizin sesini dinlememeniz için hiçbir nedeniniz yoktur.
O nedenle, korkmayın kulak vermekten, yüreğinizin sesine…
Kimse ölmek istemez.
Cennete gideceklerinden emin olan kişiler bile istemezler ölmeyi…
Ancak ölüm, hepimizin paylaştığı bir ‘ortak nokta’dır.
Hiçbirimiz kaçamamışızdır ölümden.
Zaten olması gereken de budur.
Ölüm, yaşamın tek ‘en iyi icadı’dır.
Yaşamın tek ve gerçek ‘değişim aracı’dır. Yeniye yer açmak için eskinin ortadan kaldırılması gerekir.
Şu anda yeni olan sizsiniz, ancak çok da uzak olmayan bir gün, ‘eski olan’ da siz olacaksınız ve siz de silineceksiniz yaşam sahnesinden.
Böyle üzücü ve hatta ürkütücü bir konudan söz ettiğim için üzgünüm ama…
Bunların tümü gerçektir.
Zamanınız sınırlı.
O sınırlı zamanınızı, başkasının yaşamını yaşayarak harcamayın.
Başka kişilerin düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşanan yaşam, dogmaların tuzağına düşmek demektir.
Başka kişilerin düşüncelerinin gürültüsü, içinizdeki kendi sesinizi bastırmasın.
Daha da önemlisi, yüreğinizin ve sezgilerinizin peşinden gidebileceğiniz denli bir cesarete sahip olun.
Sizin gerçekten ne olmak istediğinizi ve nereye gitmek istediğinizi, en iyi onlar biliyorlar çünkü…
Yüreğiniz ve sezgileriniz…
Onlara inanın, onlara güvenin…”
Son…