***
Rengi kırmızı çok güzel bir kırmızı. Saatlerce yanından ayrılamadık. Coğrafi konumu da çok yerinde kurulmuş tüm araziye hakim bir tepenin üstünde.
***
Doğubeyazıt’tan Gürbulak sınır kapısına oradan da İran’ın ilk yerleşim birimi Bazargan’a geçtik. Biz gittiğimizde ülke vatandaşlarına benzin bedava veriliyordu. Herkesin bir kartı var ne kadar yüklenilmişse o kadar günlük yakıt alıp kullanma hakları vardı. Bunun gibi elektrik ve doğalgazda halka bedava veriliyordu. Her evin odasında ya da salonundaki avizede en az 30 ampul sallanıyordu.
***
Bahçesine oturduğumuz ev sahibimiz oradaki doğalgaz vanasını açıyor boşa havaya gaz salıp oyun oynuyor bize ücretsiz yakıtları anlatıyordu. Şaşkın bakıyorduk Mustafa ile. Çok lamba saydım avizelerde hep 25 otuz ampul.
***
İran’da çok dil bilmeseniz de olur. İran a girişten en az 500 kilometre boyunca Tebriz e kadar her yerde Türkçe biliniyor konuşuluyor. Zaten hepsi de Türk. Ancak bir Eczaneye girdim ilacın üzerinde üç lira yazıyor eczacı kalfası bana 30 lira dedi. Konağım ol dedi hemen.
***
Onların ağız alışkanlığı olmuş bu konağım ol. Ama üzerinde üç lira yazıyor dedim. Turistsin dedi. Her doğu ülkesinde böyle olur bu nedense. Yolunacak kaz görüyor insanlar sizi yabancı oldu mu?
***
Neyse ki Mihmandarımız Rıza şöyle kaşı çatık baktı kalfaya. Homurdanarak Rızaya aldı parayı. Mehdi ve Rıza iki, işadamı arkadaşımız. Çay yüz kuruş yani bir liraya on bardak çay içiyorsunuz. Nargile 500 kuruş. Beş çay parası yani.
***
Asıl ilginç olan o korkutucu hikâyelerin olmayışı. Ne darağaçları vardı her köşe başında nede şeriat mahkemeleri. Son derece modern giyimliler hatta Amerikan marka giyecekler Coca cola alkol ve alkolsüz bira. Kadınların başında yarısından kapatılmış başörtüleri. Güya başı kapalı. Oysa yarısı açık. Lüks kumaş ve kot pantolonlu vücutlarını sıkmış pantolonlar. Kilosu ellinin altında iri gözlü kadınlar. Enstrüman çalıyorlar. Arada bir çarşaflı kadın görünüyor. Güvenlik had safhada.
***
Yolda otostop yapan genç kadına korkmuyor musun dedim bu arabaya binmeye gecenin saat on buçuğu. “Siz korkun” dedi gülerek. Burada hata yapılmaz son hatası olur hata yapanın. Çok güldük son hata lafına.
***
Bizi yıllardır şeriatla yönetilen İslamcıların kafa kol el kestiği İran palavrasıyla uyutulmuşuz. Amerikan vatandaşı olmuşlar onlar Şah zamanından beri. Bizi çok uyutmuşlar neden bilemedim. İran öyle İslami bir ülke değil. Âdeta bir Avrupa ülkesi. Mollaların nargile içtiği çoğu da boş içmiyor gibi bir hava var.
***
İçki var, Cola var, uyuşturucu var, filim fırıldak gırla. Şeriatçılar hikâyesiyle birtakım mihraklar yıllarca bizi kandırmışlar.
***
Çok acı bir gerçeği gördüm. Şeriat falan yok. Yok. Yok. Misafir olduğum ev sahibi arkadaşım sabaha kadar sizde gusül abdesti nasıl diye sorup kendilerinde nasıl olduğunu anlattı bana. Mollaların yazdığı Taglit diyorlar, elindeki taklit adlı bir kitaptan din öğrenmek istiyor. Camide namaz kılan yok cemaat yok. Adamlar Avrupalı. Eğitimli okumuş tam bize bahsettikleri Avrupai yaşamı sürdürmekteler. Modern hayata çok evvel karışmışlar.
***
Eee İran’da şeriat yokmuş. Acı gerçeği gördük. Ne olacak şimdi. Efendiler size güvenim sıfır. Bizi uyutmuşsunuz yıllarca bu masallarla.
***
Hiç olmadı bu sanırım bir gün birilerinin gidip gerçekleri göreceğini düşünmediniz. Şeriatçılar, İrancılar hepsi birer büyük yalanmış.
***
İran’da Amerikan tarzı bir yaşamdan başka bir şey yok. Sivil askerler, sakallı askerler, üniformalı askerler ortalarda sessizce dolaşıyorlar. Son derece sakin bir yaşamları var. Şeriat falan yok. Ş harfi yok. Bizi neden bu kadar uyuttunuz.
***
Lisede okuduğum bir şiir kitabı vardı. İri gözlü İranlı kız vermişti. Furuğ diye bir kadının kitabı. Hatırladığım bir araba çarpmış yolda orada ölmüş öylece. Rejime karşı olduğundan öldürürken kaza süsü vermişler. Ölümü süslemek böyle bir şey galiba.
***
Tebriz kapalı çarşısını, Şiraz da Sadi ve Hafızı başka bir zaman anlatacağımda.
Bizi neden kandırdınız.