Dönüş yolunda yazıyorum notlarımı, birazdan garajdan yeni sayısını aldığım Varlık Dergisi'nin sayfaları arasında gezineceğim yol boyu. Bayide diğer dergilerin içeriklerine de şöyle bir göz attım.
Bir şiirim var uzun zamandır üzerinde durduğum, tamamlamalıyım artık çünkü o şiir bir kenarda durduğu sürece ben diken üstünde yaşıyorum, rahata ermeliyim artık, çünkü zihnimde başka şiirler demir atmaya başladı bile. Şiirimin bir kaç dizesi şöyle: "bir örtü ki yağmur sanki/ mukaddes emanetin sahibi/ ve sızı habercisi/ en çetin savaşların kendinle...”
Dün gece yine bir kaç dize düştü zihnime: "Bekle bir şiir konacak dudağına birazdan/ veda busesi kadar tatlıdır izi/ bekle, hele bitsin şu dizelerin sevişmesi/ seyredelim aynada sonra kendimizi..." Bu şiiri de tamamlamalıyım.
Bu şehir, gerçekten kızıl ve kısa saçlı bir kadın gibi fethediyor yüreğimi. Ona kötü bağlandım, cazibesi mahvediyor bu şehrin ve reddedemiyorum yatağını paylaşmayı. Ah İstanbul, ben de durmadan öldürdüğüm sevgililer gibiyim şimdi. İçine hapsettiğin sevgili artık benim düşlerimin önünde bir duvar olmaya başladı, yıkmalıyım bu duvarı, yoksa önümü göremeyeceğim bu gidişle. Ufkumu kapatıyor bu sevgili, oysa aşk uçurmalı derdin İstanbul, göklerde özgürce gezdirmeli insanı. Ama sen beni yere mahkum etmek ister gibisin.
Bekle İstanbul, seni silmeme az kaldı dehlizlerimden, bekle ve gör. Seni kendi yalnız cehenneminde yanar şekilde bırakacağım. Yangını söndürmek için gelmiştim oysa, sense benim de seninle birlikte yanmamı istiyorsun. Beni acemi itfaiyeci konumuna düşürmek istiyorsun. Ama İstanbul, bilmiyorsun ki üzerimde yanmayan bir aşk elbisesi taşıyorum ben.
Hayır bekle, ben bu elbiseyi kuşanalı beri aşkımın sınırları genişledi, yeryüzündeki her şey sevgilim oldu artık: Bütün insanlar, bütün hayvanlar, bütün çiçekler hatta bütün böcekler... Yüreğim o kadar kalabalıklaştı ki senin onda kapladığın hacim nokta kadar kaldı. Üzgünüm, kaprislerin canımı acıtıyor artık, tamam ben de açıkça söylemedim sana ama sürekli ırmağının etrafında dolaşmamdan anlamalısın artık seni sevdiğimi ve senin için her şeyi yapabileceğimi, bir işaret yeter harekete geçmem için.
Bu duyarsızlığın kanamamı arttırıyor sevgili, yeter deme zamanı gelmedi mi, yoksa kangren olacak ruhum. Bekle İstanbul, seni kendi yalnız cehenneminde yanar şekilde bırakacağım çok yakında. Belki başka aşklarda yanarız, ama henüz vakti değil. Uzaklarda bir şehir, Yozgat, Kütahya, Erzincan, belki de şu Mısır'daki Tanios kayası, kimbilir?