Merhaba, seni dinlemek için yanındayım bu sefer, her zaman olduğu gibi yakınmayacağım sana merak etme. Bu gece sıra sende, zaman senin yanında, hadi susma konuş benimle, yakın bana, sık, bunalt, hadi vakit intikam vakti. Kaçırma bu fırsatı, tut elimden ve gözlerime bakarak çocukça dök içindekileri, masumca ser ortaya bütün kaçamakları.
Yaklaş bu gece yanıma, bütün güzelliğini takın da gel, yamacındaki dikenleri dök de gel, vakit sevişme vakti, şairin dediği gibi, vakit senin ve benim vaktim. Acele et, gün doğmadan tamamlamalıyız işretimizi. Yarın yeni bir gün benim için, seni sileceğim sayfalarımdan, yeni bir hayat başlıyor benim için, hadi çabuk tut elini. Bu gece senin gecen, kullan beni son defa, yak beni, sar sarmala. Gün doğmak üzere çabuk ol sevgilim. Yakalanmadan günün ışıklarına, bitirmeliyiz son ayinimizi.
Bu senin son gecen, benimse doğum gecem: hayata, ışığa ve yepyeni türkülere, ıslanmamış dizelere. Son kez senin için doğacak güneş ve onunla birlikte dolunay misali silineceksin haritalarımdan ve ben seni bir daha hiç okumayacağım şiirler arasına yerleştireceğim. Hiç karıştırılmayacak eski kitapların sayfalarına terk edeceğim seni. Ben seni son kez seveceğim sevgilim, seni son kez öpeceğim, ama bir daha yasaklanacak bana sevişmelerle dolu dizeler. Ve ben her zaman bir dolunay bulacağım silmek için. Sen olmayacaksın artık hadi çabuk tut elini, bu senin son gecen. Ama dur ben de sana son bir şiir vereyim, saklaman için hatıralarında:
Serseri

"diril(t)mek mi öl(dür)mek mi zor şiirde
yazının cinayeti: düşülen notlar
-iki çizgi arası-"

kanım dondu, rüzgarın çocukları
suya dokundu topal ezgiler
bir gitar daha yırttı geceyi,
doğuştandı kekemeliği, aldırmadı gitti

ben kimbilir kaç karabasan daha uğurladım
başka başka uykulara, neden olmasın
gömmekse bunun derdi, diri diri toprağa
bana solgun yazdan artan güller der

uyukla sersem rüzgar, serseri çocuk!
gözlerinle çıkar dikeni sulardan, yeter
ancak kanayan bir efsanesin sen, durma git
ötesini arama, dirilmeye var mısın söyle

boş bir ülke gözle, serseri!
kılıksız olsun, bomboş yalanlar var dilimde
yetiş, seni yolcu etmeden dönmem geceye
artık sus ya da keskin sözler söyle öylesine

yeni çıktım zorlama sevişmelerden
bana dağılmayan bir gül ver
yaz bitti, güz serseri
hazırlan, mevsim kışa çevirdi

(Mahmut Kuru, Tufan kitabından)