Bizi yine nerelere sürükledi Hamit.

Hamit; Necip diye bir arkadaşım var dedi Tekirdağ da oturuyor mutlaka tanışman lazım git tanış. Kesinlikle tanışmanız lazım. Neden niçin sorusu sorulmaz Hamit’e. Tanışacaksınız dediyse kurtuluşunuz kalmadı demektir.

Hamit işim var, toplantım var, yorgunum, hastayım, olmaz dinlemez. Kazara kaçmak için diyelim ki şehir dışındayım dedin. Hemen yakalar hah oradan dönerken uğra. Hamit Antalya dayım dedin. İyi bir bahane bulduğunu sandın kendin için. Hamit için fark etmez.

İyi oradan Çanakkale’ye git vapurla karşıya geç Tekirdağ’dasın.                                        
Yapacak bir şey yok. Çıktım yola. Marmara Ereğlisi’nde bir işim var zaten.

Necip beyi telefonla aradım program yaptık. Kendisi bir incelik gösterdi Marmara Ereğlisi’ne geldi. Tanıştık çay içtik. Beni Tekirdağ’a geri götürdü.

Köfte yemeden olmaz. Tekirdağ’ın meşhur köftesini yiyeceğiz dedi.

Daha önce yol üstü çarşıda bir köfteci vardı Saroz körfezine giderken orada köfte yerdik. Bildiğimiz tek yer orasıydı.

Necip bey bizi ana yol üzerinde babasının da çocukluk arkadaşı olan bir köfteciye götürdü. Bu kez oto yol üzerinde şirin ama büyükçe bir köfteciye gittik.

Özcanlar köftecisi gayet güzel restore edilmiş bir işyeri. İstanbul’un lüks mekânlarına taş çıkartacak kadar özenle döşenmiş.
Bahçesi yemyeşil  bir mekân. Küçük küçük köfteler yapmışlar. Böyle köfte küçük olunca kolayda pişiyor galiba hem de çok lezzetli.                                                                                         
İşyeri sahibi Mestan bey de masamıza oturup bir süre eşlik etti bize. Besicilik yaptıklarını anlattı kendi üretimleri olan etleri pişirdiklerini anlattı. Tamamen yerli ve doğal yiyeceklerimiz dedi.

Duvarlarda asılı resimlere baktık Necip ve Mestan beyin babaları daha çıraklar, sonra usta olmuşlar. Yan yana dost arkadaşlıkları yüzlerinden okunuyor. Eski insanlar daha samimi dostlarmış.

Mestan bey le vedalaşıp ayrıldık. Tabi kasada Necip bey hesabı ödemek üzere yaklaştı kasiyer nazikçe hesabınız yok efendim dedi.
Eski arkadaşlık dostluk başka bir şey. Yoksa bir tabak köftenin hesabımı olur. Misafir etti bizi. Yedirmek binlerce yıllık Anadolu geleneğidir. Rumeli’de de aynı gelenek sürer.

Hamit yine yapacağını yaptı. Bizi hem Necip Bey hem de nefis köftelerin mimarı Mestan beyle tanıştırdı.

Necip beyle kısa zamanda siyaset, iktidar, kusurlar, yapılması gerekenler, İslami camia konusunda epeyce sohbet etme imkânı oldu.

Aslında iyi bir gezi oldu. Hamit bizim güzel dostlar edinmemize sebep oldu.

Sohbetin bir yerinde Osmanlıda uygulanan ‘katli vacip’ geçti bende okuduğum, araştırdığım, bildiğim, kadarıyla meselenin aslını anlatmaya çalıştım.
Daha sonra eve dönünce Osman Turan hocamın Selçuklu tarihini yeniden inceledim. Ve konuyu kaleme alıp köşeye taşımış olduk.

Kardeş katli konusu Selçuklu dönemi kararlarındandır.