Halkın parasına sadakat, can taşıyan her varlığa merhamet ve adaleti mülkün temeli sayan bir yönetim ahlakıyla ölçülür. Ancak Kocaeli’nin sanayi yükünü sırtlayan, milyarlarca liralık ekonomik katma değer üreten Gebze, ne yazık ki son beş yıldır basiretsiz, şaibeli ve fütursuz bir idari anlayışın rehini konumundadır. Gebze Belediyesi, bir kamu kurumu olmaktan çıkıp adeta skandalların, vicdan yaralayan trajedilerin, liyakatsiz kadrolaşmanın ve mali çöküşün merkez üssü haline gelmiştir. Karşımızdaki tablo, basit bir yönetim zafiyeti değil; sistemsel bir çürümenin, kibir kulelerinin ve halka arkasını dönmüş bir fildişi kule belediyeciliğinin net bir tescilidir.
Belediyenin son yıllarda kentin hafızasına kazıdığı kara lekeler, bu idari iflasın en somut kanıtlarıdır:
Sessiz Çığlıkların Katliamı ve Kurumsal Vicdansızlık:
Gebze’nin tarihine utanç sayfalarından biri olarak geçen hayvan barınağı faciası, belediyenin sadece idari olarak değil, insani ve ahlaki olarak da nasıl bir dip noktaya savrulduğunu göstermiştir. Kendini savunamayacak durumdaki masum canlıların, yaşamı korumakla mükellef bir kurumun çatısı altında iğnelerle katledilip çöp poşetlerine doldurulması tam anlamıyla bir vahşettir. Bu barbarlığı tescillenen yönetimin, toplumun haklı öfkesini dindirmek yerine suçluluk psikolojisiyle sağa sola saldırması, sorumluluğu örtbas etmeye çalışması ise skandalın boyutunu büyütmüştür. Can dostlarını koruyamayan, dilsiz kullara merhamet edemeyen bir zihniyetin, Gebze halkının canını ve malını emanet alabileceğini düşünmek safdilliktir.
"Saatlik" Adalet ve Rüşvet Çarkı İddiaları:
Belediyenin koridorlarında liyakatin ve hukukun değil, şaibeli pazarlıkların hüküm sürdüğüne dair ayyuka çıkan iddialar kurumsal yozlaşmanın boyutunu göstermektedir. Bir belediye başkan yardımcısının, vatandaşın hakkı olan işleri yokuşa sürüp, kapalı kapılar ardında yüz binlerce liralık lüks saatleri "himmet" veya rüşvet niyetine koluna taktığı iddiaları, namuslu kamu görevlilerinin kemiklerini sızlatmaktadır. İş patlayınca adli mercilere gitmek yerine saati iade ettirip olayın üstünü örten irade, bu kirli çarkın bizzat koruyucusu ve ortağı durumuna düşmüştür. Sormak gerekir: Gebze Belediyesi bir hizmet kapısı mıdır, yoksa şahsi ikballerin, haksız zenginleşmelerin ve lüks saatlerin takas edildiği bir ticaret hane midir?
Denetim Fiyaskoları, Kağıt Üstündeki Raportörlük ve Ölümcül İhmaller:
Devletin en üst denetim organlarının hazırladığı raporlar, belediyedeki maskeyi bir kez daha düşürmüştür. Kamu ihalelerinin adrese teslim usullerle belirli yandaş zümrelere peşkeş çekilmesi, bütçenin hesapsızca çarçur edilmesi ve kurumsal körlük, Sayıştay bulgularıyla tescillenmiştir. Bu keyfiyetin, adam kayırmacılığın ve teknik denetimsizliğin faturası ne yazık ki sadece maddi olmamıştır. Metro ve altyapı projelerinin çevresindeki zemin risklerini, çatlakları görmezden gelen basiretsizlik, kentin göbeğinde bir binanın çökmesine ve insanların enkaz altında can vermesine zemin hazırlamıştır. Gebze yönetimi, imar ve denetim yetkisini rant dağıtmak için kullanırken, vatandaşın can güvenliğini hiçe saymıştır.
Kendi Halkına Barikat Kuran Bir Yönetim:
Kirazpınar başta olmak üzere, kentin kentsel dönüşüm ve imar mağduru ettiği vatandaşların feryadı, belediyenin kimin çıkarlarını savunduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Yıllarca bu kente emek vermiş, afet acısı çekmiş insanların mülkiyet haklarını gasp eden, tapularını ranta kurban eden anlayış, hak arayan kendi seçmeninin önüne emniyet barikatları yığmıştır. Halktan kopan, vatandaşını belediye binasının kapısından sokmayan ve hak arayanı düşman belleyen bir belediyecilik, meşruiyetini kaybetmiş bir yönetimdir.
Mali Enkaz, Haraç Mezat Satışlar ve Kaçış İstifaları:
Belediyenin kasasını tam takır bırakan, milyarlarca liralık borç sarmalı üreten idare, bu basiretsizliğin faturasını yine kentin geleceğine kesmiştir. Devlete olan devasa vergi borçlarını ödeyebilmek için Gebze halkının ortak mirası, geleceği olan milyonlarca liralık kupon arsalar, parseller alelacele vergi dairelerine devredilerek mahsup edilmeye çalışılmaktadır. Kendi bütçesini yönetmekten aciz olanlar, kentin gayrimenkullerini haraç mezat elden çıkararak günü kurtarma telaşındadır. Geminin hızla su aldığını ve bu batık mali tablonun altından kalkamayacağını anlayan en kritik mali/idari başkan yardımcılarının görevlerinden apar topar istifa edip kaçmaları da içeride dönen dolapların ve büyük çöküşün en net itirafıdır.
Sonuç olarak;
Gebze Belediyesi, bugün vizyonsuzluğun, denetimsizliğin, mali iflasın ve vicdani erozyonun pençesinde can çekişmektedir. Kentin kaynakları halka hizmet olarak değil; usulsüzlüklere, şaibelere, borç faizlerine ve yandaş kadroların ikbaline akıtılmaktadır. Gebze halkı, bu kötü yönetimi, bu kibri ve bu talan düzenini hak etmemektedir. Kenti koca bir köye ve skandallar yumağına çeviren bu zihniyet, tarih ve kamuoyu önünde çoktan mahkum olmuştur.
Ankara’daki Koruyucu Zırh ve Gerçekleri Pembeleştirme İllüzyonuTüm bu kurumsal çürüme, mali iflas ve vicdan sızlatan skandallar Gebze’nin sokaklarında gün gibi ortadayken, madalyonun diğer yüzünde çok daha vahim bir tiyatro oynanmaktadır. Kentteki bu idari enkazı örtbas etmek, liyakatsizliği gizlemek ve dökülen boyaları makyajlamak adına Ankara’daki en üst mercilere "her şey yolunda" raporları sunulmaktadır. Ankara koridorlarında Gebze’nin bu karanlık ve olumsuz tablosunu allayıp pullayarak pembeleştirmeye, başarısızlığı bir başarı hikayesi gibi pazarlamaya çalışan bir bürokratik ve siyasi akıl devrededir. Koltuklarını koruma telaşıyla, yukarılara sahte başarı bilançoları sunanlar, kentin gerçek feryadını süslü sunumların ve yapay alkışların arkasına saklayabileceklerini sanmaktadır.Ancak bu pembe illüzyonu üretenlerin ve Ankara’daki karar vericilerin gözünü boyayarak sorumluluktan kaçmaya çalışanların unuttuğu çok net bir gerçek var: Artık sizden herkesin haberi var.Ne halkın mallarını haraç mezat satarak günü kurtarma hamleleriniz ne kapalı kapılar ardındaki saat pazarlıklarınız ne de sokak hayvanlarının çığlıklarını bastırma çabalarınız artık gizli kalıyor. Ankara’ya çizdiğiniz o dik dik pembe tablolar, Gebze halkının cebindeki boşlukta, yıkılan binaların enkazında ve gasp edilen mülkiyet haklarının öfkesinde çoktan darmadağın oldu. Gerçekleri ne kadar makyajlarsanız makyajlayın; bu kentin her bir sokağı, her bir esnafı ve hakkı yenen her bir vatandaşı bu idari iflasın bizzat şahididir. Yukarılara yaranmak için takınılan o sahte iyimserlik maskesi düşmüştür; fildişi kulelerinizden pompaladığınız o sanal başarı masallarına artık ne Gebze inanıyor ne de sokakların sesini duyan Ankara. Saklayacak bir yeriniz, arkasına sığınacak bir bahaneniz kalmadı; çünkü bu çürümüş düzenin aktörleri olarak artık her biriniz, tüm çıplaklığınızla toplum hafızasında ve vicdanında tek tek not edildiniz.Devamı Gelecek...Hoşçakalın