Daha önce sizlere bir sancaktan söz etmiştim.

Hatırlıyor musunuz?

Tarihin tozlu raflarında unutulmuş bir sancaktan değil; “yüzyılları aşan bir iradeden, aynı kıbleye dönmüş yeminlerin bıraktığı izlerden”bahsetmiştim.

Emevilerden Osmanlı'ya uzanan o çizgi:

Kimi zaman görünür, kimi zaman sessizdi. Fakat hiçbir zaman tamamen kaybolmadı.

“Kaybolmayacak!”

Sonra önümüze tabloyu koyduk.

Sonuç bir: Suriye!

Sonuç iki: Irak!

Sonuç üç: Yemen!

Sonuç 4: Libya!

Bugünlerde “Afrika'nın sessiz kalan birçok köşesi!”

* Akdenize kıyısı olan ülkeler…
* Dünyanın kalbi Akdeniz…

Bazı yerlerde süreç tamamlandı, bazı yerlerde ise temizlik hâlâ devam ediyor.

Bugün ise dikkatlerinizi başka bir noktaya çevirmek istiyorum.

İç cephe...

Asıl mesele de zaten budur.

Hatırlayın(ız):

TBMM'deki gizli oturum öncesinde kapsamlı ve geniş çaplı neler yazdığımı bir kez daha hatırlayın.

Kapsamlı ve geniş çaplı detayladım.

O gün söylenenler birçok kişiye uzak geldi.

Birileri ihtimal dedi.

Birileri senaryo dedi.

Birileri sessiz kaldı.

Fakat geçen zaman, sözlerin sahibi değildir.

Geçen zaman, hakikatin şahididir.

Fakat geçen zaman konuştu.

Bugün dönüp baktığınızda, o gün işaret ettiğim başlıkların birer birer gündeme geldiğini görüyorsunuz.

Şimdi ise yeni bir eşiğin önündeyiz.

Son hazırlıklar...

Son planlamalar...

Son hesaplaşmalar...

“ Yüce Türk Devletinin muazzam güç ve muhteşem kudreti. ”

Bir çeyrek asırlık ( 34 yıllık ) bir Gazeteci ve yazar olarak özetle mesleki tecrübeme göre önemle ve ısrarla öneri ve tavsiyem - sakın “Unutmayın(ız) ki:

Her şey kamuoyunun önünde yaşanmaz.

Bazı gelişmeler manşetlere düşmeden önce şekillenir.

Bazı kararlar duyulmadan önce alınır.

Bazı yollar görünmeden önce yürünür.

İnsanlar olayı gördüğünde konuşmaya başlar.

Ekranlar açılır.

Uzmanlar çoğalır.

Yorumlar yapılır.

Fakat ben size usta bir Gazeteci ve yazar olarak en güncel ustalıkla başka bir şeyi hatırlatıyorum.

Herkes olay olduktan sonra konuşur.

Biz ise işaretleri olay olmadan anlatmaya çalışıyoruz.

Çünkü hakikat bazen gürültünün içinde değil(dir.)

“Sessizliğin içinde yürür.”

Şimdi yüce Allah’ın ( C.C. ) selamıyla hakikatin izini süren sevgili ve saygıdeğer okurlarım - kıymetli kardeşlerim:

Kimi insanlar yaşananlara bakar. Kimi insanlar ise yaşananların neden yaşandığını anlamaya çalışır.

Bu makaleyi - köşe yazısını okumaya başlamadan önce sizden selam, rica ve saygıyla sadece tek bir şey istiyorum; gündelik tartışmaları, televizyon ekranlarını ve size gösterilen resmi bir kenara bırakın.

Çünkü okuyacağınız satırlar; görünenin değil, görünmeyenin izlerini sürüyor.

Bazı olaylar vardır, yaşanır ve unutulur.

Bazı olaylar vardır, yaşanır ama arkasında yüzyılların hesabını taşır.
İşte bu makale de tam olarak bunun içindir.

Bir haberden fazlasını...

Bir manşetten derinini...

Bir olayın perde arkasındaki yürüyüşü anlamak isteyenler için...

( Köşe yazısını - Makaleyi ) “Kalbinizle okuyunuz lütfen.”

Çünkü bazen tarih, bağırarak değil:
“Fısıldayarak gelir.”

Hiç şüpheniz olmasın. “Daim Ebet Müddet Devleti Âlî Türkiye Cumhuriyeti Devletinin muazzam muhteşem ve muteber güç ve kudreti özelliklede böyle bir zorlu ve çetin bir coğrafyada asla ve kesinlikle hafife alınmayacak kadar tüm tahmin ve hayallerinizden fevkalade ve devasa büyüklüktedir.”

Müsterih olunuz evelallah…

“Cihad’a hazır olunuz.”

Direkt konuya apaçık girmek isterim.

Artık “Yoruluyorlar.”

Öyle ki:

“Askerleri yıpranıyor, intihar ediyor, kaçıyor.”

Teknolojik olarak üstün olacaklarını sanacaklar.

Maalesef yanılıyorlar.

Tabi ki kandırılıyorlar.

Ancak ve ancak!

Muazzam planla kuşatıldıklarını geç farkedecekler!

Diri Türk-İslâm Ordularını karşılarında görecekler!

Teknolojileri kesinlikle onları kurtarmayacak!

Askeri açıdan yenilgiyle ve harap halde olacaklar!

Dört bir bucağı kuşatılmış!

“Karargâh Kudüs!”

Türk İslam Orduları Komuta Merkez Komutanlığı.

Anılan makama atıfla:

“Fitne Fücur” fesat fil arz - İran diye bir ülkede olmayacak.

Müslümanlar, Müslüman Türk'e biad edecek!

“Türke sadakat asalettir.”

Kadere imanla:

Kırk Alim ve 40 çeşit kavim: “Hiç Ordusu”
“Cihat fetvası” yayınlayacak: “Hiç Fedailer”

Büsbütün hutbe ve vaazlarda:

"Cihada hazır olun!"
“Türklere biat edin!”

Buna ne derseniz deyin ama Türk olmadan tarih olmaz.

Büyük günün arefesindeyiz.

Ruhu mücerret gibi karadan, havadan ve denizden:

“El - Müntakim”
“El - Mütekebbir”

Bütün zalimler nitekim ilahi adalete duçar olacaklar.

Şanlı Türk ordusunun en güvenli kalkanı görünmeyen ve muazzam kader planı:
“Hiç ordusu - fedaileri” tüm İslam ülkelerini birleştirecek tüm turnuvaları bitirdi.