Üç yüzyıllık bir hikâyedir bu.

1700’lü yıllarda Vani  Mehmed Efendi’nin hala Vaniköy semti ve camisiyle adı yaşıyor. Yahudilere yapmış olduğu, "Gelin Müslüman olun yoksa hepiniz asılacaksınız’ teklifiyle başlar. Sabetay Sevi, Ben Mesih’im bana ok işlemez’ diyor. Padişah IV. Mehmed tahtta. ‘Madem ok işlemez soyundurun ve okçuları çağırın’ teklifini sunuyor. İşte bu mahkeme salonunda Vanlı Mehmed Efendi, müftülük kadılık görevleri yapmış âlim bir zat.  ‘Gelin Müslüman olun diyor’ Yahudi lider ve cemaatine.. Sabetay Sevi, Mehmet Aziz adını alarak Müslüman olup canını kurtarıyor.


Sabetay Sevi
zeki adam! Kısa zamanda Melami, Mevlevi, Bektaşi tarikatlarını ekarte edip Kadızadeli tarikatını güçlendiriyor. Vani Mehmed Efendi de dönemin etkili kişilerinden.
Yeni Cami vaizi iken şeyhülislamla tartışacak kadar cesur. Tarikatların şeriatı istedikleri gibi yorumlamasına karşı çıkıyor.
Dine sonradan sokulan yanlış uygulamalara karşı çıkıyor.
İçkinin yasaklanmasına sebep oluyor.
Tarikatlarda zikirlerin yasaklanmasını sağlıyor. Tasavvuf erbabıyla ters düştü. Viyana’nın fethi için orduda vaaz verdi ama kuşatma başarısız olunca gözden düştü.
Sabetay Sevi'nin yargılandığı yüksek divanda üye olarak bulundu. Padişaha, ‘Bu adamın Müslümanlığı kalben kabul ettiğine kanaat getirmedim. Fakat dinimiz şüpheyi reddeder kişinin imanı üzerine hüküm Cenabı Hakk’ındır. Sadece Müslüman olmasını dilemekten başka çare yok’ der.


Aynı tarihler başka bir akımında bugünleri hazırlayacak olan bir projeye imza atmasıyla başlar.
Misyoner okulları. Amerikalı misyonerlerin başlattığı bu eğitim programı öyle hızlı yürür ki 50 yılda 10 okuldan 400 eğitim kurumu oluşur. Hatta kendi içlerinde de mezhep savaşına bile girişirler.
Anadolu’daki Ortodoks Ermenileri Katolik olmaya zorlamaya başlarlar bir kısmı direnir bir kısmı kabul eder bu durumu. Yetim Müslüman çocukları da dâhil ederler bu asimilasyona.                                                             


Anadolu topraklarında atılan bu tohumlar neticesinde bu okullardan mezun olan arkadaşlar aldıkları eğitimin karşılığını vermek üzere siyasetin askerin polisin işadamının din adamının bakanın vekilin politikacının yöneticinin önde gideni oluyorlar. Evet, işte bu okullardaki başarılı çocuklar bugünün başarılı birçok insanından biridir.

Ve gizli kripto yaşamlarını birlikte bazı gizli kurumlarda sürdürüyor. Ciddi locaları var. Büyük provokasyonları sağlayacak birikimlere sahipler.  Ummadığınız düşünmediğiniz noktalardan saldırıya hazırlar.


1900’lü yıllardayız her cepheden bir batılı haçlı taarruzu var. Sizi hasta adam olarak tahayyül ediyorlar. Sizi parçalamak bölmek yutmak istiyorlar. Sonra birden ne oluyorsa yüzyıllık bir ara veriyorlar. Yüzyıl sonra işte aynı şeyler. Milliyetçilik akımları son merhalede. Bireysel provokasyonlar.

Ayaklanma projeleri. İşte Libya’nın sonu Mısır’ın, Cezayir’in, Mağrib’in, Tunus’un, Sudan’ın, Irak, Suriye, Afganistan, Pakistan’ın hazin durumu.

Şimdi hedefleri Kürdistan. Haçlı orduları silah cephane vererek terör oluşturuyor.
Müslüman yapıyı terörist olarak algı oluşturmak üzere teröre silah veriyor.

Hedef coğrafyayı küçültüp yok etmek.            

Büyükşehirdeki huysuzlukların da doğudaki ayaklanma projesinin de altlığında bunlar vardır.
Meclisinizi oluşturmaya başlayan köylü çocuklarını oradan aşağıya indirmek ve yeniden beyazların hâkim olduğu bir yönetim kurmak için her türlü teröre provokasyona hazırlık için cephane taşıyorlar.
Köylü çocuklarını bu milletin çocuklarını zora sokuyorlar.
Ellerinden gelen her şeyi yapmakta tüm çirkinlikleri sergilemekte bir mahzur görmüyorlar.


Sonuç batılı haçlı binlerce yıldır olduğu gibi yine kaybeden taraf olacak.
Ne dersiniz Hilal mi,  Haç mı? Kararı siz verin!