Bizim Lise yıllarımızda daha doğrusu Kayseri Sümer Lisesine başladığımız 1975 yılı ve o yılı takip edilen günlerde şimdi isimleri Dergi olan Mecmuaların geleneksel hale getirdikleri yarışmalar vesilesi ile Türk milleti pek çok yeni sanatçı ile tanışmış oluyordu.

O yıllarda yapılan bir yarışma sonunda Oya Aydoğan yanlış hatırlamıyorsak Türkiye güzeli olmuş, olduktan hemen sonrada herkes tarafından kabul edilen o “masum ve mahcup “güzelliği ile herkesin ailesinden birisi gibi olmuştu.

Biz o sıralar Okul saatleri dışında eve bir miktar para götürmek amacı ile bayram öncesi kurduğumuz sergilerde aralarında manzara ve sanatçı resimlerinin çoğunlukta olduğu “Basılı Bayram tebriği” satar para kazanmaya çalışırdık.

Oya Aydoğan’ın yarışma sonrası yıldızının parlaması sonrası özellikle lise öğrencileri kendisinin fotoğraflarını daha çok arayıp sormaya başlayınca bugün bile hatırladığımız siyah/Beyaz bir fotoğrafının olduğu Kartpostalın sergiyi süslediğini hatırlıyoruz.

O günlerin üzerinden nerede ise 40 yıldan fazla zaman geçti, Pek çok vatandaşımız gibi bizde Oya Aydoğan’ı geçen yıllar içerisinde pek çok fiziki değişime uğramış olsa da hep o siyah/Beyaz fotoğrafıyla hatırlar dururuz.

Aslında Oya Aydoğan’ın kişiliğinde bizim gibi 50 yaşını geçmiş kişilerin hayatı da bir film şeridi gibi geçti gitti, Bugün hayatta olmayan Kemal Sunal ve Müslüm Gürses başta olmak üzere Orhan Gencebay-Ferdi Tayfur-İbrahim Tatlıses ve pek çok isim ile birlikte rol aldığı eserler sayesinde hep birlikte büyüdük hep beraber olgunlaştık şimdi de o nesil ile birlikte yaşlanıyoruz.

Ölüm hepimizin bildiği gibi yaşayan herkes için kaçınılmaz bir son, hiç kimse dünya ile düz yaşamıyor ve bir gün aramızdan ayrılıyor ancak Oya Aydoğan ve onun gibi bütün toplum tarafından bilinen simalar aramızdan ayrıldığında onlarla birlikte bir dönemde kapanmış oluyor.

1970’li yıllardan itibaren Oya Aydoğan’ın rol aldığı sinema filmleri ve televizyon dizileri mesela bir ay boyunca sıra ile gösterime girse bu gösterimler vesilesi ile Türkiye’nin geride kalan 40 yılının da muhasebesi çok net bir şekilde gözden geçirilebilir.

1970’li yıllarda hayatının baharında olan yukarıdaki sanatçıların bir kısmı aramızdan ayrıldı, bir kısmı şu sıralar ciddi sağlık sorunları yaşıyorlar, bir kısmı torun torba sahibi olup sanat dünyasından çekilmiş vaziyetteler ancak bu isimleri kim görürse görsün saygı duyuyor ve geçmişi hatırlıyor.

Oya Aydoğan’ın rahatsızlanıp hastaneye kaldırıldığı günden itibaren bizde elimizden geldiği kadar sağlık durumu ile medya kuruluşları vasıtası ile bilgiler alıyorduk, “Neticede bir Aort damarı yırtılması teknolojinin bu kadar ilerlediği bir dünyada birkaç gün yatar sonra çıkar” diye düşünüyorduk.

Geçtiğimiz hafta sonu Oya Aydoğan hastanede iken kendisi ile ilgili bir yazı kaleme alıp bu yazıyı da iyileştikten sonra kendisine ulaştırmayı düşünüyorduk ancak araya Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Kocaeli ziyareti  ve MHP’nin hafta sonundaki kurultay faaliyetleri girince istediğimiz yazıyı yazamadık.

Pazar günü sabah saatlerinde Medya kuruluşlarından “Oya Aydoğan vefat etti” haberini alınca en az bir kendi yakınımızı kaybetmiş kadar üzüldük, sağlığında düşündüğümüz yazıyı yazamadığımız içinde ayrıca hayıflandık.

Hayatını kaybeden Oya Aydoğan’a Allahtan rahmet yakınlarına Baş sağlığı diliyoruz, Topluma mal olmuş bu tür insanların hayatını kaybetmesi ile yukarıda da belirttiğimiz gibi bir dönem kapanıyor, kapanırken de yaşadığımız yıllar bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçip gidiyor.

Boş dünya…